(4857 S. K. m. 20, 21)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dondurma üretimi yapılan ve sezonluk iş sözleşmesi ile çalışılan işyerinde, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin askıya alındığını, işverenin dondurma üretimi yaptığını, işin mevsimsel olduğunu, Bölge Çalışma Müdürlüğü'ne şikayeti sonrası kıdem ve ihbar tazminatının ödenmek zorunda kalındığını, davacının şikayet ile kendisinin feshettiğini savunur.
Mahkemece, davalı işverenin iş sözleşmesini geçerli nedenle feshettiğini kanıtlayamadığı, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildirim tarihinin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesine dava açabilir.
Dosya içeriğine göre, davalı davacı arasında imzalanan iş sözleşmesinin 5/a maddesinde, iş sözleşmesinin her yıl üretim sezonu bitiminden bir sonraki üretim sezonu başlangıcına kadar askıya alınacağı hükmüne yer verildiği, aynı maddenin c fıkrasında ise, üretim sezonunun her yıl 7 ila 10 ay arasında olduğu ve genel olarak Ocak ayında başlayıp, Eylül ayında sona ereceğinin belirtildiği, davacının iş sözleşmesinin 03.10.2005 tarihinde askıya alındığı, davacının 2006 yılı Ocak ayında işe çağırılmadığı ve bu çağrılmama nedeni ile davacının 13.02.2006 tarihinde Bölge Çalışma Müdürlüğü'ne şikayette bulunduğu, BÇM İş Müfettişliğinin şikayet sonrası yaptığı incelemede, davacının iş sözleşmesinin feshi nedeni ile davacıya kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesinin gerektiğini tespit ettiği, davalı işverene bu tespitin tebliği üzerine, davalının davacı hesabına 17.05.2006 tarihinde tazminatlarını yatırdığı, davacının tazminatları ödendikten sonra 30.05.2006 tarihinde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacı işçi ile sezonluk üretim nedeni ile mevsimlik iş sözleşmesi imzalandığı ve mevsim bitimi 03.10.2005 tarihinde iş sözleşmesinin askıya alındığı, sezon başlangıcı Ocak 2006 ayında davacının işe davet edilmediği ve bu şekilde iş sözleşmesinin yeni mevsim başında davacıyı işe çağırmayan davalı işveren tarafından feshedildiği sabittir. Esasen bu tarihte feshedildiği davacının BÇM İş Müfettişliğine 13.02.2006 tarihli şikayetinden de anlaşılmaktadır. Bu fesih tarihine göre, feshin geçersizliği istemi bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmamıştır. Davanın hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddi gerekir. Mahkemece yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1- Mahkemenin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın reddine,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 29.00 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450-YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 12.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy