(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 7)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar, iş güvencesi tazminatı, izin, ikramiye, giyim yardımı alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.1.2007 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat İsmail Koral geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi iş sözleşmesinin işverence 30.12.2003 tarihinde haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı ile toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan iş güvencesi tazminatının ödetilmesi isteklerinde bulunmuştur.
Davalı işveren davacının iş sözleşmesinin feshedilmediğini, askıya alma işleminin ardından işe davet edildiğini ve davacının iş başı yapmadığını savunmuştur.
Mahkemece, İş Kanununda iş sözleşmesinin askıya alınması yönünden bir kurala yer verilmediği işverence davacının iş sözleşmesinin 30.12.2003 tarihinde feshedildiği gerekçesiyle isteklerin kabulüne dair karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, davacı işçi davalı belediyeye ait işyerinde geçici işçi olarak çalıştığı sırada, önceki yıllarda olduğu gibi vize bitimine bağlı olarak 30.12.2003 tarihinde iş sözleşmesi askıya alınmıştır. Her ne kadar anılan belediye işleminde davacının işine son verildiği belirtilmişse de, davacı vekili tarafından davalı işveren gönderilen 12.4.2004 tarihli dilekçede iş sözleşmesinin askıya alındığı kabul edilmiş ve işe başlatılması ya da haklarının ödenmesi talep olunmuştur. Bu itibarla, işyeri uygulaması halini alan ve davacı işçinin de kabulünde olan askıya alma işleminin fesih olarak değerlendirilmesi doğru olmaz. Bununla birlikte davacı işçi ile birlikte iş sözleşmesi askıya alınan 10 işçiden 8' inin vize alınmasını takiben 3.3.2004 tarihinde işe başlatıldığı, davalı işveren yazılarından anlaşılmaktadır. Bir işçi ise 19.4.2004 tarihinde işe başlatılmıştır. Bu durumda davacı hariç tüm işçilerin askı işleminin ardından işe başlatıldıkları anlaşılmaktadır. Davacı bu gelişmelerin ardından 12.4.2004 tarihinde işe başlatılmasını ya da haklarının ödenmesini talep etmiş ve işverene 7 günlük süre tanınmıştır. Davacı işçinin belirtilen süre içinde işe başlatılmamış olması, iş sözleşmesinin işverence feshi niteliğindedir. Bu itibarla kıdem tazminatı için anılan fesih tarihinden itibaren faize karar verilmelidir. İş sözleşmesinin askıya alındığı tarihten itibaren faiz yürütülmesi hatalı olmuştur.
3- Toplu iş sözleşmesinin 30. maddesinde öngörülen iş güvencesi tazminatı talebi yönünden de kısmen kabule dair hüküm kurulmuştur. Davacının iş sözleşmesi 3.3.2004 tarihinde 4857 sayılı İş Kanununun yürürlükte olduğu bir dönemde feshedilmiştir. Fesih tarihi itibarıyla davalıya ait işyerinde çalışan sayısı ile ilgili dosya içerisinde yeterli bilgi bulunmamaktadır. Belirtilen tarihte 30 ve daha fazla işçi çalışıp çalışmadığının belirlenmesi, iş güvencesi tazminatına hak kazanma yönünden önemli bir konudur. Gerçekten işe iadeyle ilgili iş güvencesi kapsamında olan işyerinde, yine bu güvenceye tabi işçiler yönünden toplu iş sözleşmesinde öngörülen iş güvencesi tazminatının talep edilmesi mümkün olmaz. Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği 3.3.2004 tarihinde işyerinde çalışan işçi sayısı belirlenmeli ve işyerinin iş güvencesine tabi olduğu tespit olunduğu taktirde iş güvencesi tazminatı isteğinin reddine karar verilmeli, aksi halde şimdiki gibi kabulüne dair hüküm kurulmalıdır. Toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan iş güvencesi tazminatı yönünden eksik incelemeyle karar verilmesi de hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 500 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy