(2821 S. K. m. 30, 32)
Dava: Davacı sendika, davalı işyerinde sendika temsilcisi olarak çalışan işçiler Çetin ATEŞ, Veysel ATEŞ ve Mustafa GÜLEŞİR'in iş sözleşmelerinin geçerli neden olmadan ve sendika temsilcisi olmaları nedeni ile feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadelerine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, sendika işyeri temsilcisi olan işçilerin iş sözleşmelerinin geçerli neden olmadan, sendika işyeri temsilcisi olmaları nedeni ile feshin geçersizliğine, adı geçen davacıların işe iadelerine karar verilirken, işe başlatmama tazminatının 4 aylık ücretleri tutarında belirlenmesi şeklinde hüküm kurulmuştur.
Hüküm süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı sendika, davalı işyerinde sendika temsilcisi olarak çalışan işçiler Çetin ATEŞ, Veysel ATEŞ ve Mustafa GÜLEŞİR'in iş sözleşmelerinin geçerli neden olmadan ve sendika temsilcisi olmaları nedeni ile feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadelerine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, öncelikle usule ilişkin itiraz ile, davacı sendikanın taraf sıfatı olmadığını, ayrıca 3 işçi hakkında birlikte dava açamayacağını belirtirken, işyerin sendika temsilcisi olan işçilerin iş sözleşmelerinin işyerinden kaynaklanan geçerli nedenlerle feshedildiğini savunur.
Mahkemece, karar başlığında davacı olarak sendika gösterilmesine rağmen, gerekçe ve hükümde sendika işyeri temsilcileri davacı olarak kabul edilerek, davalı işverenin geçerli fesih nedenini kanıtlayamadığı, tanık beyanlarına göre davacıların iş sözleşmelerinin işyeri sendika temsilcileri olması nedeni ile feshedildiği gerekçesi ile, feshin geçersizliğine ve sendika temsilcisi davacılar Çetin ATEŞ, Veysel ATEŞ ve Mustafa GÜLEŞİR'in işe iadelerine karar verilirken, işe başlatmama tazminatının 4 aylık ücretleri tutarında belirlenmesi şeklinde hüküm kurulmuştur.
Kararda taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Belirtmek gerekir ki, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 32/3 maddesi uyarınca, sendikalar çalışma hayatından, mevzuattan ... doğan hususlarda işçileri temsilen dava açarlar. Sendikanın işyerinde sendika işyeri temsilcileri olarak çalışan işçilerin iş sözleşmelerinin feshi nedeni ile, davalı aleyhine söz konusu işçileri temsilen dava açabilir. Bu nedenle karar başlığında işe iadeleri istenilen işçiler yerinde temsil eden sendika tüzel kişiliğinin gösterilmesi anılan kurala ve HUMK.'daki düzenlemelere aykırıdır.
Diğer taraftan, davacı işyeri sendika temsilcilerinin iş sözleşmelerinin fesih sebebi aynı olup, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı olduğu açıktır. Ancak, feshin geçersizliği ve işe iade davasının özelliği gereği bu tür davaların her işçi açısından ayrı ayrı açılıp görülmesi gerekir. Zira feshin geçersizliği ve işe iade istemini içeren davalarda her davacı için fesih nedeni, hizmet süresi, iş güvencesi hükümleri kapsamında olup olmadığı, dava açma süresi gibi hususlar ayrı ayrı belirlenmekte ve dosyanın özelliğine uygun olarak hüküm kurulmaktadır. Keza, işe iade kararının infazında da yine işçinin iş sözleşmesindeki kişisel özellikleri öne çıkmaktadır. Davacıların talep konuları aynı olsa bile, davalı işveren hakkında tek bir dava dilekçesi ile açtıkları bu davada, belirtilen olguların tespiti ve temyiz incelemesi sırasında kararın denetimi bakımından yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle, birlikte açılan 3 işçiye ait davanın tefrikine karar verilerek ayrı ayrı yapılacak yargılama sonucuna göre hüküm kurulmak gerekir.
Davanın esasına gelince; Davalı işveren hakkında Dairemiz denetiminden geçen ve işyeri sendika temsilcisi olmayan, ancak iş sözleşmesi aynı nedenle feshedilen işçiler tarafından açılan davalarda, davalı işverence kamu borçları ve personel giderlerinin fazlalığı nedeniyle yeniden yapılanmaya gidilip gidilmediği, idari birimlerin azaltılıp azaltılmadığı, kullanım ömrünü tamamlamış araçların satılıp satılmadığının, satılmış ise yenilerinin alınıp alınmadığının, bazı işlerin alt işverene verilip verilmediğinin araştırılması ve bu işlemler sonucunda personel fazlalığının ortaya çıkıp çıkmadığı öncelikle belirlenmelidir. Personel fazlalığının ortaya çıkması durumunda ise işten çıkarılan işçinin başka bir bölümde değerlendirme olanağının bulunup bulunmadığı, keza çıkarılan işçilerin seçiminde objektif kriterlerin dikkate alınıp alınmadığı, bu bağlamda toplu iş sözleşmesinin 32. maddesinde öngörülen tenkisat kuralına istisnasız uyulup uyulmadığının da açıklığa kavuşturulması gerekir. Personel fazlalığı varsa, işçinin başka bölümde değerlendirme olanağı yoksa ve davacı işçinin seçiminde objektif kriterler dikkate alınmış ise feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilerek, davanın şimdiki gibi reddine karar verilmeli, aksi takdirde davanın kabulü yönünde hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalıdır. şeklinde araştırmaya yönelik bozma kararları verilmiştir. Emsal nitelikteki bu kararlar gereği, davacı işyeri temsilcilerinin iş sözleşmesinin feshinde bu yönde de araştırma yapılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Ayrıca kabule göre, davacı işyeri sendika temsilcilerinin, iş sözleşmelerinin bu sıfatları nedeni ile feshedildiği belirtilmesine rağmen, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 30. maddesinde sırf temsilcilik faaliyeti nedeni ile işe başlatmama tazminatının bir yıldan az belirlenmemesi gerektiği gözetilmeden, işe başlatmama tazminatının 4 ay olarak belirlenmesi de ayrı bir bozma nedeni yapılmıştır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye İADESİNE, 19.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy