(4857 S. K. m. 25/11.g)
Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshe geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Davalı Bankanın İstanbul işyerinde İç Kontrol Müdürü olarak çalışan ve 28.06.2006 tarihinde Ankara işyerine Krediler İzleme Müdürü olarak nakledilen davacı işçi, atamanın iş şartlarında esaslı değişiklik olduğunu, işverenin olmayan bir kadroya atama yaptığını, kabul etmediğini ve iş sözleşmesinin feshedildiğini, davalı işveren tarafından gerçekleştirilen feshin haklı ve geçerli nedene dayanmadığını belirterek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, Banka hizmetlerinin daha verimli bir şekilde yürütülmesi amacı ile yönetim kurulunun 28.06.2006 günlü onayı ile davacının İç Kontrol Müdürlüğünden Ankara Krediler İzleme Müdürlüğü'ne Birim Müdürü olarak nakil olmasına karar verilmesine rağmen, imzalanan sözleşmenin 1. maddesinde yer alan Çalışan mesleğinin ve bankacılığın icrası ile ilgili kendisine verilen bütün işleri, kurumun göstereceği yerlerde yürürlükteki yönetmelik, genelge ve verilecek emirlere uygun olarak yapmayı taahhüt eder hükmüne aykırı olarak 28.06.2006 tarihinden bu yana hiçbir gerekçe göstermeksizin yeni görev yerinde göreve başlamadığını, anılan tarihten bu yana izin almaksızın ve haklı bir nedene dayanmaksızın iki iş gününü geçecek şekilde işe gelmediğini, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/11.g maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin 1. maddesinde işverenin nakil yetkisi kabul edilmekle birlikte, davalı işverenin bu hakkını Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki iyi niyet hükümleri gereğince kullanması gerektiği, ancak davalının somut uyuşmazlıkta bu hakkını iyi niyet kurallarına uygun kullanmadığı, feshin haklı ve geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve işe başlatılmama tazminatının 4 aylık ücret tutarında belirlenmesine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından işe başlatmama tazminatının alt sınırdan belirlenmesi, davalı vekili tarafından ise, cevap nedenleri ile temyiz edilmiştir.
Davacı işe girerken imzaladığı sözleşmenin 1. maddesinde Çalışan mesleğinin ve bankacılığın icrası ile ilgili kendisine verilen bütün işleri, kurumun göstereceği yerlerde yürürlükteki yönetmelik, genelge ve verilecek emirlere uygun olarak yapmayı taahhüt eder hükmüne yer verilmiştir. Kural olarak, işveren hangi işyerinde ne kadar işçi çalıştıracağını işyeri ihtiyaçlarına göre belirleme hakkına sahiptir. Bu, işverenin yönetim hakkı ile ilgilidir. İşverenin bu hakkını kötüye kullandığı kanıtlanmadıkça, hakim işverenin bu eylemine müdahale etme hakkına sahip değildir. Somut uyuşmazlıkta, davalı işveren, sözleşmedeki bu yetkisine dayanarak davacıyı İstanbul işyerinden Ankara işyerine nakletmiştir. Davacı işçi, davalı işverenin bu hakkını kötüye kullandığını iddia ettiğine göre, ispat yükü davacı işçidedir. Mahkemece bu konuda hiçbir delil toplanmadan karar verilmiştir. Oysa davacı işçi, atandığı Kredi İzleme Müdürlüğü kadrosunun bulunmadığını belirtmiş, bu konuda tanık bildirmiştir. Davalı işverenin ibraz ettiği kadro organizasyon şemasına göre, Ankara işyerinde Krediler İzleme Müdürü olarak bir kişi daha çalışmaktadır. Somut bu maddi ve hukuki olgulara göre, davacının bu iddiası üzerinde durulmalı, davacının atandığı kadro bulunup bulunmadığı belirlenmeli, bildirdiği tanıklar dinlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile nakil yetkisin kötüye kullanıldığı konusunda davacı kanıtları toplanmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy