(4857 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan ve sendikal nedenle feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı işverenin haklı nedenleri somut olarak kanıtlayamadığı, alkışlı protesto ve yemek yememe eyleminin üretimin aksamasına ve işyerinde huzursuzluğa yol açtığına dair delil bulunmadığı, davacının sendika üyesi olduğu ve sendikanın çoğunluk sağladığının tespit edildiği, davalı işverenin öğrenmesi üzerine sendikaya üye işçileri işten çıkarmaya başladığı, davacı ve diğer işçilerin bu durumu alkışla protesto ettikleri, feshin sendikal nedene dayandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğine göre, davalı işverenin sendika üyesi işçileri işten çıkarması üzerine, davacının da aralarında bulunduğu sendika üyesi bir grup işçinin üretim aksamasına neden olmaksızın işverenin bu eylemini alkışlı protesto ettikleri ve yemek yemedikleri anlaşılmaktadır. Davalı işveren, bu davranış nedeni ile iş sözleşmesinin feshi yoluna gittiğine göre, fesih işleminde bir nedene dayanmaktadır. Bu neden haklı ve geçerli neden niteliğinde kabul edilmese bile, sendikal neden iddiasını geçersiz kılmaktadır. Bir başka anlatımla davalı işveren, iş sözleşmesinin feshinde, davacının davranışlarından kaynaklanan nedene dayandığından, sendikal nedenin kabul edilmesi doğru değildir.
Diğer taraftan, özellikle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 275. maddesinde belirtildiği gibi, mahkeme çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin görüşüne başvurabilir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. Somut uyuşmazlıkta davacının davranışlarından kaynaklanan haklı ya da geçerli nedenle iş sözleşmesinin feshi konusunda mahkemece bilirkişi raporu alınmış ise de, mahkeme hakiminin genel hukuk bilgisi ile çözümlenmesi mümkün olan bu konuda bilirkişi dinlemesi yönüne gitmesi anılan usul kuralına aykırı ise de, sonuç itibari ile feshin geçersizliğine karar verilmesi isabetli olduğundan, bozma nedeni yapılmamıştır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6. Davacının yapmış olduğu 138.50 YTL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450-YTL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, kesin olarak, 18.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy