(4857 S. K. m. 18, 19, 20, 25)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davanın fesih bildirim tarihine göre bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının iş sözleşmesinin kurum personel giderlerinin, gelirlerin %60'ını aşması nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. ve yetkisi olmadığı halde görevli olduğu bölümdeki bilgisayarlara şifre koyup, bir bölümünü silmesi ve işverenin güvenin kötüye kullanma nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2 maddesi uyarınca yönetim kurulu kararı ile feshedildiğini, buna rağmen mağduriyetinin giderilmesi için ihbar tazminatı ödenmesi teklif edildiğini, fesih bildirimini 23.08.2005 tarihinde tebliğ etmekten imtina ettiğini, ihbar tazminatının ödeneceğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın yasal süresinde açıldığı, davacının iş güvencesi kapsamında kaldığı ve alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesine dava açabilir. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır.
Dosya içeriğine göre, davalı işveren tarafından gerçekleştirilen iş sözleşmesi fesih bildiriminin 23.08.2005 tarihini taşıdığı, davacının bu bildirimi tebliğden imtina ettiğinin belirtildiği, ayrıca işveren temsilcisi tarafından imzalanan karşılıklı iş akdi fesih belgesinin aynı tarihte düzenlendiği, davacı tarafında, dava dilekçesinde bu tarihli fesih belgesinin imzalatılmak istendiğinden söz ettiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan davacı imzasını içermeyen son ay bordrosunda da davacıya 23 günlük ücret tahakkuku yapılmıştır. Daha sonra noter kanalı ile gönderilen fesih bildirimi, davacıya 01.09.2005 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı, 29.08.2005 tarihine kadar işyerinde çalıştığını ve bu tarihte iş sözleşmesinin feshedildiğini iddia etmiştir. Davalı işveren vekili davacının iş sözleşmesinin feshedildiğinin 23.08.2005 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının tebliğden imtina ettiğini savunmuş ve yukarda belirtilen belgeleri ibraz etmiştir. Mahkemece bu belgeler üzerinde durulmadan, tebliğden imtina belgesini düzenleyen tanıklar dinlenmeden ve davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı incelenmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy