(4857 S. K. m. 11, 18, 20)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davalı ait işyerinde iş hekimi olarak çalışan ve iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece savunmaya değer verilerek, işyeri hekimi olan davacı ile yenilenen ve zincirleme belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesindeki koşullara uygun olduğu, zincirleme yapılmasını belirli süreli olmasını kaldırmadığı, davacının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacı ile ilki 14.02.1994 tarihli olmak üzere takip eden süreçte 6'şar aylık ve birer yıllık belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığı ve en son sözleşmenin 31.12.2005 tarihinde sona erdiği, 01.01.2006 tarihinden sonrası için herhangi bir yazılı sözleşme imzalanmadığı ve davacının iş sözleşmesinin 14.06.2006 tarihli bildirim ile yenilenmediği için davalı işveren tarafından feshedildiği anlaşılmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca, İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren de işçi arasında yazdı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri belirli süreli olma özelliğini korurlar.
Davacı işyeri hekimi ile başlangıçta, 1475 sayılı İş Kanunu döneminde part-time çalışma usulüne göre belirli süreli iş sözleşmesinin yapılmasını gerektirir olgu var ise de, 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu döneminde, bu yasanın 11. maddesi uyarınca bu sözleşmelerin yenilenmesi için esaslı neden belirtilmemesi karşısında, başlangıçta belirli süreli yapılan bu iş sözleşmesinin, bu niteliğini koruduğu düşünülemez. İş sözleşmesi belirsiz süreli hale gelmiştir. Kaldı ki işyerinde işyeri hekimi bulunmasını gerektirir sayıda işçi çalışmakta, davalı işverenin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 81. maddesi uyarınca işyeri hekimi istihdam zorunluluğu devam etmekte ve yapılan iş süreklilik arzetmektedir. Mahkemece taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olduğu ve davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Davalı işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan davacının, iş sözleşmesinin feshinden, geçerli bir neden belirtilmediğinden, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar vermek gerekir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2. Feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesine,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin gerektiğine,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6. Davacının yapmış olduğu 26.50 YTL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450 YTL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, kesin olarak 21.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy