(1086 S. K. m. 275) (4857 S. K. m. 18, 19, 25)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının çeşitli tarihlerde işini bilerek yapmama, savsaklama nedenleri ile disiplin cezası aldığını, son olarak da Belediye karşı su abonelik rapor harcına ait borcu ödemediğini, ayrıca hakkında icra takibi yapıldığını, Belediye Başkanlığı'na bu konularda icra kanalı ile yazılar geldiğini, bu konularla ilgili savunma istendiğini, savunma vermediğini, konunun disiplin kurulunda görüşüldüğünü, iş verimi ve iş ahlakına dayalı disiplin ilkeleri açısından gerekli ve yeterli ölçülerde hizmetinden yararlanamayacağı anlaşıldığından iş sözleşmesinin 28.06.2006 tarihi itibari ile feshedildiğini davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece hukukçu bilirkişiden dosya üzerinden alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davalı işverenin geçerli nedenle iş sözleşmesini feshettiğini kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Belirtmek gerekir ki, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 275. maddesinde belirtildiği gibi, mahkeme çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin görüşüne başvurabilir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. Somut uyuşmazlıkta davacının davranışlarından kaynaklanan haklı ya da geçerli nedenle iş sözleşmesinin feshi konusunda mahkemece hukukçu bilirkişiden rapor alınması, mahkeme hakiminin genel hukuk bilgisi ile çözümlenmesi mümkün olan bu konuda bilirkişi dinlemesi yönüne gitmesi anılan usul kuralına aykırıdır.
Dosya içeriğine göre, davalı işveren 04.06.2006 tarihinde, Belediyeye intikal eden icra evraklarından borçlarını zamanında ödemediği, maaşına haciz uygulandığı, kamu görevlisi olduğu, güveni sarstığı, kredi isteklerinde kurumu prosedür dışı ek resmi belgelerle muhatap ettiği, ayrıca su abonelik borcu nedeni ile rapor harcı için düzenlenen 2000 yılına ait senetleri ödemediği, 3 gün içinde savunma vermesi gerektiği konusunda davacıdan savunma istemiş, davacı savunma vermemiştir.
Davacı gibi aynı konumda bulunan birçok personelden aynı konuda savunma istendiği, Disiplin Kurulu'nun 26.06.2006 tarihli kararı ile savunma veren işçilerin uyarılmasına, vermeyenlerin ise Disiplin kuruluna karşı takındıkları tavır nedeni ile disiplin cetvelinde karşılığı ceza bulunmadığı, Mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi için işverene sunulmasına karar verilmiştir. Disiplin kurulunun bu kararı üzerine davacının iş sözleşmesinin 28.06.2006 tarihi itibari ile feshine karar verildiği, ancak yazılı fesih bildiriminin 24.07.2006 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli sebepler İş Kanunu'nun 25. maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen haklı sebepler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işçinin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir. İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli sebep olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir. İşçinin borçlanması, hakkında haciz işlemleri uygulanması ve bu konuda işverene yazılar yazılması işyerinde olumsuzluklar yaratan davranışlar niteliğindedir. Davalı işveren fesih yazısında bunları belirtmesine rağmen, mahkemece bu konuda araştırma yapılmış değildir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca, iş sözleşmesi feshedilen işçi tarafından, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekir. Dosya içeriğinden her ne kadar yazılı fesih bildirimi 24.07.2006 tarihinde yapılmış ise de, davacının iş sözleşmesinin 28.06.2006 tarihinde feshedildiği belirtilmiştir. Davacının bu tarihten sonra işyerinde çalışıp çalışmadığı, fesih bildiriminin bu tarihte tebliğ edilip edilmediği anlaşılmamaktadır. Eylemli olarak davacı 28.06.2006 tarihinde sonra çalıştırılmamış ise, fesih bildirimi bu tarihte öğrenilmiş olduğundan, 18.08.2006 dava tarihine göre davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığının kabulü gerekir.
Öncelikle davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı araştırılmalı, açıldığı kabul edildiği takdirde, yukarda belirtilen nedenlerle feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı incelenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye İADESİNE, 09.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy