(4857 S. K. m. 19, 20, 25, 26)
Dava: Davacı işçi, davalıya ait işyerinde çalışmakta iken kendisine 15.8.2005-29.8.2005 tarihleri arası için izin verilmesine rağmen izin dönüşünde sadece 15.8.2005-22.8.2005 tarihleri arası izin verildiğinin beyan edildiğini ve işten çıkarıldığının söylendiğini, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının izin talebinde bulunduğu 15.8.2005 tarihi itibariyle 1 yıllık hizmet süresini doldurmaması nedeniyle sadece 5 günlük mazeret izni verildiğini, davacının 21.8.2005 tarihinde işe başlaması gerekirken işe gelmediğini ve 29.8.2005 günü işyerine geldiğini iş sözleşmesinin haklı ve geçerli nedene dayandığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davalı işverence feshin 6 işgünlük süre geçtikten sonra yapıldığı, feshe ilişkin bir karar dahi verilmediği ve davacıya savunma hakkı verilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Öncelikle iş sözleşmesinin feshi davacının 22.8.2005 günü ve sonraki tarihlerde devamsızlığına dayandırılmış olup, iş sözleşmesinin feshedildiği tarih itibariyle devamsızlık devam etmiştir. Bu durumda 6 iş günlük sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği gibi, İş Kanunu'nun 26. maddesinde belirtilen 6 iş günlük ve 1 yıllık süreler feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulamaz. Başka bir anlatımla, iş sözleşmesi belirtilen hak düşürücü süreler geçmesine rağmen geçerli nedene dayanabilir. Dairemiz uygulamasına göre geçerli nedenle fesih hakkının makul bir süre içinde kullanılması gerekir. Bu süre her olayın özelliğine göre belirlenmelidir. Somut olayda, geçerli nedenle fesih hakkı bakımından iş sözleşmesi süresi içinde kullanılmıştır.
Öte yandan, iş sözleşmesinin İş Kanunu'nun 25/II. maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiği durumlarda, İş Kanunu'nun 19/2. maddesi ve 25. maddenin son fıkrası uyarınca fesih bildiriminin yazılı yapılması gerekmediği gibi fesihten önce işçinin savunmasının alınmasına da gerek bulunmamaktadır.
Dosya içeriğine göre davacının 22.8.2005 tarihinden itibaren 29.8.2005 tarihine kadar işe gelmediği, davacının anılan tarihler arasında izinli olduğunu kanıtlayamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı işverenin feshi İş Kanunu'nun 25/II-g maddesi kapsamına girdiğinden davacının işe iade isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, yerel mahkeme kararının 4857 sayılı İş Kanunun 20/3. maddesi uyarınca bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1- Ankara 6. İş Mahkemesinin 28.12.2005 gün ve 1125-1087 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı (12.00) YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 400.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 27.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy