(4857 S. K. m. 11, 17, 20)
Dava ve Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının 3.3.2004 - 31.8.2004 tarihleri arasında belirli süreli mevsimlik iş sözleşmesi ile çalıştığını, davacının sözleşmenin biteceği gün işe bilerek gelmeyip sonradan 10 günlük rapor aldığını, raporlu süre içinde iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle altı aylık kıdemine eklenmediğini, davacının hizmet süresinin altı aydan az olması nedeniyle işe iade davası açamayacağını, ayrıca davacının imzaladığı ibraname ile dava haklarından feragat ettiğini, ayrıca işyerinin satıldığını ve 1.11.2004 tarihinde devredileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece turizm sektöründe faaliyette bulunan bazı işyerleri ile belirli süreli mevsimlik iş sözleşmesi imzalanmasının işin niteliğine uygun olduğu, her ne kadar davacı vekilince sözleşmenin boş bırakılan bölümlerinin sonradan doldurulduğu beyan edilmiş ise de, bu iddianın kanıtlanamadığı, davacının belirli süreli mevsimlik iş sözleşmesi ile çalıştığı, hizmet süresinin 6 ay 7 gün olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesinde ...Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. denilmek suretiyle objektif nedenler iş sözleşmesinin sürelendirilmesinde kurucu unsur olarak öngörülmüştür. Mevsim ve kampanya işleri; işletmenin düzenli olarak ortaya çıkan normal faaliyeti ile ilgili olması nedeniyle süreklilik arz ettiğinden, işverenin işçiyi belirli süreli sözleşme ile çalıştırmakta korunmaya değer bir menfaati bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, somut olayda, mevsimlik de olsa süreklilik arz eden işte davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılmasını gerektiren objektif haklı bir neden yoktur. Bu nedenle, sözleşmenin belirsiz süreli olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, sözleşmenin belirli süreli olarak değerlendirilmiş olması doğru değildir. Esasen iş sözleşmesinin davalı işverence İş Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca feshedilmiş olması ve davacıya ihbar tazminatı ödenmiş olması da sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu göstermektedir.
Dosya içeriğine göre davalı işverenin iş sözleşmesini feshederken geçerli bir nedene dayanmadığı anlaşıldığından davanın kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, yerel mahkeme kararının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/3. maddesi uyarınca bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1- Serik 1. Asliye Hukuk(İş) İş Mahkemesinin 30.12.2005 gün ve 202-756 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
3- Davacının süresi içerisinde başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının 4 aylık ücret tutarı olarak belirlenmesine,
4- Davacının süresi içinde başvurması halinde kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
5- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6- Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 400.-YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7- Davacı tarafından yapılan (42.70)YTL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8- Temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, kesin olarak 27.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy