(4857 S. K. m. 18, 19, 20)
Dava: İş sözleşmesi davalı işveren tarafından Bankaya ait olan ve bankaya emanetten bırakılmış veya rehin edilmiş para, mal ve kıymetleri zimmetine geçirmek eyleminden feshedilen ve hakkında kamu davası açılan davacı, iş sözleşmesinin geçersiz nedenle feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren, davacıya iş sözleşmesinin feshine ait bildirimin 20.11.2003 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın bir aylık süre içinde açılmadığını, feshin haklı nedene dayandığını savunmuştur.
Mahkemece, davanın süresinde açılıp açılmadığı tartışılmadan, davacının açılan zimmet suçundan beraat ettiği, beraat kararının kesinleştiği, feshin haksız olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar: Dosya içeriğine göre, davacının iş sözleşmesi zimmet eyleminden dolayı 20.11.2003 tarihinde tebliğ edilen fesih bildirimi ile 04.11.2003 tarihi itibari ile feshedilmiş, davacı Personel Yönetmeliğine dayanarak, bu işten çıkarma kararına 28.11.2003 tarihinde itiraz etmiştir. Davacının bu itirazı, itiraz makamı tarafından 22.04.2004 tarihinde reddedilmiş ve bu red kararı davacıya 20.05.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.
İş sözleşmesi feshedilen işçi tarafından aynı kanununun 19. maddesi uyarınca, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınmalıdır. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören, personel yönetmeliği ya da sözleşmeler bu süreyi kesmez. Dava açma süresi, iş sözleşmesinin sona erdirilmesine yapılan itirazın reddi kararının tebliği tarihinden başlatılamaz. İş yargısında, idari yargı gibi, idari makamlar başvuru yolunun tüketilmesi gibi bir kurum bulunmamaktadır. Davacıya, iş sözleşmesinin feshedildiği 20.11.2003 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu tebliğ tarihine göre dava bir aylık süre içinde açılmış değildir. Öncellikle davanın bu nedenle reddi gerekir.
Diğer taraftan, açılan kamu davasında, eylemi işleyen diğer çalışan personel cezalandırılırken, davacının delil yetersizliğinden beraatına karar verilmiştir. Ancak davacının eylemi gerçekleştiren diğer çalışana yakın dostluğu nedeni ile duyduğu güven içinde parafını verdiği, suç işlemesi için vermediği, diğer çalışanın da bunu kullanarak zimmet suçunu işlediği belirtilmiştir. Somut bu maddi ve hukuki olguya göre, davacının cezai sorumluluğunu gerektirmeyen, ancak paraf vermesi nedeni ile hukuki sorumluluğunu gerektiren bir davranışı bulunduğu sabittir. Davacının davranışlarından kaynaklanan geçerli bir neden de bulunmaktadır. Bu yönü ile de kabul kararı yerinde değildir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 58.00YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 400-YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 20.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy