(4857 S. K. m. 20, 20/3)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının müfettiş soruşturma raporu ile tespit edilen usulsüz işlemlerinden dolayı iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece müfettiş raporunda, davacının kredi kullandırmasında ek teminat alınması, risk-teminat dengesi sağlanması gibi eksikliklere rağmen, menfaat teminine yönelik hususlara rastlanamaması, risk oluşturmaması nedeniyle yetki ve unvan indirilmesi cezasının teklif edildiği, banka teftiş Kurulu başkanının da banka zararı doğmadığı gerekçesiyle rapora katılmadığına ilişkin muhalefet şerhi koyduğu ve alınan bilirkişi raporu da dikkate alınarak feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre fesih bildirimine ilişkin Yönetim Kurulunun 30.3.2005 tarihli kararı davacıya 31.3.2005 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacının bu fesih bildirimine karşı yaptığı 31.3.2005 tarihli itiraz Yönetim Kurulunun 2.6.2005 tarihli kararı ile reddedilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesine göre fesih bildiriminin davacıya tebliğ edildiği tarihten itibaren bir aylık süre içinde işe iade davasının açılması gerekir. Aksi halde, fesih geçerli hale gelir. Sözü edilen süre hak düşürücü süre olup, re'sen göz önünde bulundurulması gerekir. Sürenin bu niteliğinden dolayı işyerinde fesih bildirimine itirazı öngören düzenlemeler süreyi kesemez. Bu durumda, davacıya fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihten itibaren davanın açıldığı 8.6.2005 tarihi itibariyle bir aylık dava açma süresi geçmiş olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, yerel mahkeme kararının 4857 sayılı İş Kanunun 20/3.maddesi uyarınca bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1) A. 6. İş Mahkemesinin 6.12.2005 gün ve 888-1067 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2) Davanın reddine,
3) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 20.00 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 400.- TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kesin olarak 10.04.2006 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy