(4857 S. K. m. 17, 18, 20, 25)
Dava: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının yüz kızartıcı bir suçtan dolayı tutuklanması nedeniyle İş Kanunu'nun 25/4 ve Toplu İş Sözleşmesinin 83/b maddesi uyarınca iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/IV maddesi uyarınca devamsızlık nedeniyle derhal fesih hakkının oluşabilmesi için aynı maddenin yollamasıyla İş Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen ihbar önelinin 56 gün olduğu, davacının 52 gün tutuklu kaldığı ve tahliyesini takip eden 3. gün sözlü olarak işverene başvurduğu ve başvurusunun reddedildiği ve böylece toplam 55 gün devamsız kaldığı buna göre feshi gerektiren şartların oluşmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Dava konusu işyerinde fesih tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesinin 83/b maddesinde yüz kızartıcı suçlar ile sabotaj, devletin ülke ve milleti ile bütünlüğüne, milli birliğe, kamu düzenine, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı işlenen suçlar hariç, yakalama, tutukluluk ve mahkumiyet dolayısıyla işe gelmeyenlerin iş akdi 150 gün feshedilemez. İşçi bu süre içinde ücretsiz izinli sayılır. hükmüne yer verilmiş olup, 19.6.2005-10.8.2005 tarihleri arasında tutuklu kalan ve tahliye olduktan 2 gün sonra işe alınmak için başvuran davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle feshedildiği anlaşılmaktadır.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli sebepler İş Kanunu'nun 25. maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen sebepler niteliğinde olmamakla birlikte, işçinin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir. İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli sebep olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacının yüz kızartıcı bir suçtan dolayı tutuklandığı anlaşıldığından Toplu iş sözleşmesinde belirtilen 150 günlük sürenin davacı yönünden uygulanması mümkün değildir. Öte yandan, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/IV. maddesi çerçevesinde yapılan fesihte işçi kıdem tazminatına hak kazanmakta, ancak ihbar tazminatı talep edememektedir. Bu nedenle, anılan maddede öngörülen süre, daha çok işçinin ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmaması hususu ile ilgilidir. Anılan maddede belirtilen süre dolmadan tutukluluk nedeniyle sözleşmenin feshi halinde işçi, ihbar tazminatı talep edebilecektir. Ancak, süre koşulu yerine gelmeden yapılan feshin aynı zamanda geçerli sebebe de dayanmadığı şeklinde peşin bir yargı doğru değildir. Gerçekten haklı sebep teşkil etmeyen davranışlar fesih için geçerli sebep olabilir. Davacının tutuklanmadan dolayı devamsızlığı toplam 55 gün olup, bu süre 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/IV maddesinde belirtilen süreden az ise de, devamsız kalınan süre fazla olup, bu durumda işin normal yürüyüşünün olumsuz etkileneceği kaçınılmazdır. Olayın bu özelliği dikkate alınarak, fesih için geçerli sebep bulunduğunun kabulü gerekir.
Açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre davacı işçilerin feshin geçersizliği ve işe iade istemiyle açtıkları bu davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olduğundan, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/3. maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Gölmarmara Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 9.9.2005 gün ve 92-131 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2) Davanın reddine,
3) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-) Davalının yaptığı (20) YTL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 400. YTL ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6) Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 03.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy