(4857 S. K. m. 18, 19, 20, 21) (5393 S. K. m. 49)
Dava: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının belediye bünyesinde çeşitli hizmet birimlerinde iş yoğunluğuna göre geçici olmak üzere işçi çalıştırıldığını, kış mevsiminde dönüşümlü olarak iş sözleşmelerinin askıya alındığını, geçici işçilerin vizesiz çalıştırılamadığını, vize onayını takiben iş sözleşmesi askıya alınan işçilerin tekrar işe başlatıldığını, bu uygulamanın sürekli yapıldığını, davacıya 15.2.2006 tarihinde işe başlaması ile ilgili yazı gönderildiğini, askıya almanın vize yetersizliği ve 5393 sayılı Belediyeler Kanunu'nun 49. maddesinden kaynaklandığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece İş Kanunu'nda iş sözleşmesinin askıya alınmasının düzenlenmediği, bunun fesih niteliğinde olduğu, vize onayının idari işlem olduğu, Belediyeler Kanunu'nun 49. maddesindeki düzenlemenin belediyelerin yeni işçi almalarını sınırlandırdığı, feshin geçerli nedene dayanmadığı sonucuna varılmış, ancak yargılama devam ederken davacının işe başlatılması nedeniyle işe başlatmama tazminatı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, feshin geçersizliğinin işverence kabul edilmesi nedeniyle boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir.
Karar: Dosya içeriğine göre davacının davalı belediyede vizeye tabi işçi olarak çalışmakta iken her yıl vize sorunları nedeniyle iş sözleşmesinin bir süre askıya alındığı ve vize onayını takiben tekrar işe başlatıldığı, son olarak da yine aynı gerekçe ile iş sözleşmesinin askıya alındığı anlaşılmaktadır. Davacı işçi, işverence iş sözleşmesinin askıya alındığına ilişkin bu son işlemi fesih olarak değerlendirerek işe iade talep etmiştir. Ancak, vizeye tabi işçi olarak istihdam edildiği ve vize yetersizliği nedeniyle her yıl iş sözleşmesinin askıya alındığı davacı tarafından da bilinen bir olgudur. Davalı işverenin son olarak iş sözleşmesini askıya alması da aynı gerekçeye dayalı olup, vize onayından hemen sonra davacı tekrar işe başlatılmıştır. Buna göre taraflar arasında vize nedeniyle iş sözleşmesinin askıya alınması noktasında örtülü bir anlaşmanın varlığı söz konusu olup, davalı işverenin iş sözleşmesini askıya almasının tek taraflı olduğunun kabulü doğru olmaz. Bu durumda, iş sözleşmesinin feshedildiğinden söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken feshin geçersizliğine ve buna bağlı olarak boşta geçen süre ücretinin belirlenmesine karar verilmiş olması hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, yerel mahkeme kararının 4857 sayılı İş Kanunun 20/3. maddesi uyarınca bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1- Ovacık Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 21.2.2006 gün ve 4-2 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı (20) YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 400.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 17.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy