(4857 S. K. m. 25)
Dava: İş sözleşmesinin üst üste 2 gün devamsızlık yapması nedeni ile davalı işverence feshedildiğini, ancak işyeri dışında işlediği iddia edilen bir suçtan dolayı iki gün tutuklu kaldığını, devamsızlığının zorlamaya dayandığını, feshin geçersiz olduğunu belirten davacı feshin geçersizliği ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren, feshin devamsızlık nedeni ile haklı olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davacının devamsızlığının işyeri dışında işlediği iddia edilen suçtan tutuklanmasına bağlı olduğu, feshin haklı ve geçerli olmadığı, gerekçesi ile, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli sebepler İş Kanunu'nun 25. maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen sebepler niteliğinde olmamakla birlikte, işçinin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir. İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde, fesih için geçerli sebep olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacı Toplantı ve Gösteri Yürüyüş Kanununa muhalefet ve jandarmaya mukavemet suçlarından dolayı 31.05 ve 01.06.2005 tarihlerinde tutuklanmıştır. Fakat tutukluluğu, 4857 sayılı İş Kanunun 25/IV maddesinde belirtilen süreden az olmuştur. Yasanın anılan maddesi çerçevesinde yapılan fesih sonucunda işçi, kıdem tazminatına hak kazanmakta, ancak ihbar tazminatı talep edememektedir. Bu nedenle, anılan maddede öngörülen süre, daha çok işçinin ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmaması hususu ile ilgilidir. Maddede belirtilen süre dolmadan tutukluluk nedeniyle sözleşmenin feshi halinde işçi, ihbar tazminatı talep edebilecektir. Ancak, süre koşulu yerine gelmeden yapılan feshin aynı zamanda geçerli sebebe de dayanmadığı şeklinde bir yargı doğru değildir. Gerçekten haklı sebep teşkil etmeyen davranışlar, fesih için geçerli sebep olabilir. Davacının tutukluluk süreleri yasal bildirim süresi kadar değilse de, süre bakımından iki gün üst üste gelmemenin, işin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyeceği kaçınılmazdır. Olayın bu özelliği dikkate alınarak, fesih için geçerli sebep bulunduğunun kabulü gerekir.
Açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre davacı işçinin feshin geçersizliği ve işe iade istemiyle açtığı bu davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olduğundan, 4857 Sayılı İş Kanunun 20/3. maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Ankara 14. İş Mahkemesinin kararının bozularak ortadan KALDIRILMASINA,
2- Davanın reddine,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davalının yaptığı 20 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 400 YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine kesin olarak, 06.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy