(1475 S. K. m. 14, 17) (4857 S. K. m. 17, 21) (2821 S. K. m. 31) (818 S. K. m. 161)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar, kötü niyet tazminatı, izin, bayram ve genel tatil ücreti ve ikramiye alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi toplu iş sözleşmesinin 26. maddesi hükmüne dayanarak iş güvencesi tazminatını talep etmiştir. Mahkemece istek doğrultusunda karar verilmiştir.
Toplu İş Sözleşmesi, 4857 sayılı İş Kanununun yürürlüğe girmesinden önce imzalanmış ve 26. maddede, taraf sendika üyesi işçilerin hizmet akitleri 1475 sayılı Kanunun 17/11 maddesi dışında herhangi bir nedenle işverence feshedilmesi halinde hizmet akitleri feshedilen işçiye işveren yasadan doğan tazminatları ile diğer haklarla birlikte ayrıca cezai şart olarak yasal kıdem tazminatı tavan tutarının 10 katı tutarındaki iş güvencesi tazminatı işverence ödenir şeklinde kurala yer verilmiştir. 10.6.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı yasa ile ülkemizde iş güvencesi hükümleri ve özellikle feshin geçersizliğini isteme hakkı getirilmiş ve yasanın 17 ve 21. maddelerinde iş güvencesi kapsamında kalan işçinin bir aylık süre içinde dava açmadığı takdirde kötü niyet tazminatı isteyemeyeceği, feshin geçerli hale geleceği açıkça belirtilmiştir. Paralel olarak 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31/6 maddesinde de iş güvencesi kapsamında kalan işçinin sendikal tazminat isteyemeyeceği kuralına da yer verilmiştir. Bu durumda; 4857 sayılı yasanın belirtilen düzenlemesi karşısında, daha önce imzalanan TİS hükmündeki cezai şart niteliğindeki istek konusu tazminatın, iş güvencesi kapsamına giren işçiler açısından, önemi kalmamıştır. Feshin geçersizliği ve işe iade istemi süresinde ileri sürülmediği ve istenmediği takdirde, fesih geçerli hale gelecektir. Bu durumda geçersizlik şartlarına bağlı TİS hükmünde ki tazminat istenemeyecektir.
Somut olayda davacı işçinin iş sözleşmesinin feshedildiği 21.5.2004 tarihinde işyerinde kaç işçi çalıştığı dosya içeriğinden tam olarak belirlenememiştir. Dosyada bulunan ve aylık çalışanların gösterildiği belgelerde 2004 yılı Nisan ayında çalışan sayısı 31 olup bir sonraki ay 21 çalışan gösterilmiştir. Bu arada bazı işçilerin işe iade davası açtığı da tanıklarca ifade edilmiştir. Bu durumda iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte davacı işçinin iş güvencesi kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi gerekir. Bu yönde eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olmuştur.
3.Kabule göre ise, toplu iş sözleşmesinde kıdem tazminatı tavan tutarının 10 katı olarak belirlenen cezai şartın Borçlar Kanunun 161/son maddesi uyarınca indirime tabi tutulmamış oluşu da hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy