(4857 S. K. m. 21, 41, 46, 47, 57) (1475 S. K. m. 14, 16)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ile hafta ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işyerine verdiği 30.4.2003 tarihli dilekçesinde, 29.4.2003 tarihinde yapılan bildirim üzerine iş akdini İş Kanunun 16. maddesine göre feshettiğini açıklamıştır. İbranamede ise kıdem tazminatını aldığını beyan etmiş olmasına göre istifa dilekçesi ile ibraname içeriği çelişmektedir. Mahkemece davacı tanığının borçları nedeniyle kendi isteğiyle ayrıldığı şeklindeki beyanının, davacının işverenle anlaşarak 1475 sayılı Yasanın 16. maddesine göre iş akdini feshettiği ve kıdem tazminatı bordrosu ile ibranamenin birlikte değerlendirilmesi ile ibraname kıdem tazminatı yönünden makbuz niteliğinde kabul edilmiştir.
İbranamenin ekli kıdem tazminatı bordrosuna göre makbuz niteliğinde olduğunun kabulü doğru ise de, duruşma tutanaklarından tanığa çelişkisinin hatırlatılması üzerine tanığın davacının işten çıkarıldığını beyan etmiş olduğu anlaşıldığından, davacının kendi isteği ile ayrıldığını kabul etmek dilekçe ve ibraname içeriğine uygun düşmemektedir. Davalı kıdem tazminatını ödediğine göre feshin haksızlığı ortadadır. İhbar tazminatının ödenmesi gerekir. Mahkemece ihbar tazminatı başlığı altında ya da ek bir ödeme var ise değerlendirilerek bakiye var ise hüküm altına alınması gerekir.
3- İstifa dilekçesi ile ibraname içeriği çeliştiği ve ekindeki belgelerle birlikte değerlendirilmesi sonucu makbuz niteliğinde olup, ibranamede belirtilen diğer alacaklardan yıllık izin ücreti, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacağının ödendiğine ilişkin aylık ücret bordroları dışında belge ibraz edilmemiştir. Ücret bordroları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, bordroların bir kısmındaki imzaların davacıya ait olmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle;
a) Mahkemece, söz konusu bordroların ait olduğu aylara ve bordrolarda imzanın bulunmadığı aylara ilişkin fazla çalışma ücreti alacağının kabul edilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
b) Dosya içeriği ve özellikle davacı tanık beyanına göre milli ve dini bayramlarda çalışıldığı, 2002 yılının 10., 11. aylarına kadar haftanın 7 günü çalışıldığı anlaşılmaktadır. Ücret bordrolarıyla birlikte yapılacak değerlendirme sonucu genel tatil ve hafta tatili ücreti alacağının da belirlenmesi için ek rapor alınması gerekirken red kararı verilmesi hatalıdır.
c) İbraz edilen yıllık izne ilişkin belgeler izin talebini ve talebin onayını içeren belgeler olup, izinleri kullandığına ilişkin belge ibraz edilmediğinden, ek rapor alınarak kalan izin ücreti alacağının belirlenmemiş olması da bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy