(4857 S. K. m. 20, 22)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı işverenin Ankara işyerinde çalışan ve Ereğli işyerine atamayı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca kabul etmeyen davacı, atamanın ve bunun sonucu feshin kötüniyetle yapıldığını, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesin karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin Özelleştirme sonrası yeniden yapılanmaya gidildiğini ve bu çalışmalar kapsamında Ankara işyerinde personel sayısının azaltıldığını, bu organizasyon değişikliği nedeni ile aynı ücret ve iş derecesi ile Ereğli işyerinde çalışma teklif edildiğini, kabul etmemesi nedeni ile iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca geçerli nedenle feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı işverenin Ereğli İş yerinde keşif yapılarak ve bilirkişi heyetinden alınan rapora itibar edilerek, işverenin devir alındıktan sonra norma kadro çalışması yapmadığı, bölüm kapatma nedeni ile kadro fazlalığı oluşup oluşmadığı, fazlalık personelin çıkarılmasında objektif davranılıp davranılmadığı, feshin son çare olması ilkesinin uygulanıp uygulanmadığının işverence kanıtlanmadığı, iş sözleşmesinin davalı işverence geçersiz nedenle feshedildiği gerekçesi ile, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacı işverenin Ankara işyerinden yeniden yapılanma sonucu personel azaltılması yoluna gittiği, özellikle davacı tanık anlatımına göre de, bazı bölümleri kapattığı ve personel fazlası işçilere aynı şartlarda Ereğli işyerinde çalışmayı teklif ettiği, bir çok işçinin bu teklif kabul ettiği, davacının ise, ailevi nedenlerle görev yeri değişikliğini kabul etmediği ve iş sözleşmesinin bu neden belirtilerek feshedildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle Ereğli işyerinde keşif yapılarak sonuca gidilmesi isabetli değildir. Ankara işyerinde davacının görev tanımına uygun bir kadro kaldığı ve yerine bir atama yapıldığı saptanmamıştır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesine göre, işveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar yada işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir.
Somut bu maddi ve hukuki olgulara göre, davalı işveren Ankara işyerinde yeniden yapılanma kapsamında, personel azaltılması yoluna gitmiş ve fesihten önce bu işçileri başka işyerlerinde değerlendirme yolunu seçmiştir. Davacı işyerinin değiştirilmesini kabul etmemiştir. Davalı işverenin görev yeri değişikliğini kabul etmeyen davacıyı, Ankara işyerinde başka birimde ve görevde değerlendirme imkanı kalmadığına göre, iş sözleşmesini feshetmesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesine uygun olup, geçerli nedene dayanmaktadır. İsteğin reddi yerine yazılı şekilde davanın kabulü doğru değildir.
4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3 maddesi uyarınca dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1- Mahkemenin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın reddine,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 285 YTL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450-YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 24.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy