(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 32)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, 3 aylık ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. Demirtaş Tuna tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı 1.1.2005 3.4.2006 tarihleri arasında davalının işyerinde işçi olarak çalıştığını, evlilik nedeni ile işyerinden ayrıldığını belirterek kıdem tazminatı ve 3 aylık ücret, yıllık izin alacağı bulunduğundan faizi ile birlikte davalıdan tahsili isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren ise davacının 1.10.2005 - 8.3.2006 tarihleri arasında çıraklık sözleşmesi uyarınca çıraklık mesleki eğitim merkezine devam ettiğini bu nedenle işyerinde çalışmasının bulunmadığını S.S.K kayıtları dışındaki belgelere itibar edilmemesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece işyerinde üretimle ilgili çalışmalara davacının fiilen işçi olarak katıldığından bahisle meslek ve sanat eğitimi arka planda tutulduğu nedenlerine dayanarak çıraklık ilişkisinden söz edilemeyeceği gerekçesi ile davacının istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisinde davacının velisi ile davalı işveren tarafından karşılıklı olarak akdedilen çıraklık sözleşmesi mevcuttur. Bunun anlamı davalıya ait işyerinde uygulamalı olarak eğitim verildiği göz ardı edilmemelidir.
1.10.2005 yürürlük tarihli çıraklık sözleşmesi ve 1.10.2004 ile 1.10.2005 tarihli iki adet davacıya ait işe giriş bildirgeleri dışında davalı işyerinden verilmiş ve davacının çalışmalarına ilişkin yazılı belgenin dışında başka belge bulunmamaktadır. Çıraklık sözleşmesi ile çalıştığı dönem ile işe girişinin yapıldığı ve bildirgenin düzenlendiği dönem çakışmaktadır.
Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü yazı cevabında davacının kalfalık belgesi almak üzere 19.9.2005 (üzeri çizilerek 1.10.2005 yazılıdır) tarihinde dokumacılık bölümüne kayıt olduğu ve 28.11.2005 tarihinde devamsızlık nedeni ile kaydının silininceye kadar da çıraklık okuluna devam ettiği bildirilmektedir. Kısa vadeli sigorta kollarına göre primi ödenen bu dönemini de dava ettiği anlaşılmaktadır.
Duruşmada dinlenen tanıklar davacı ile birlikte çalıştıklarını davacının evlilik nedeni ile işten ayrıldığını açıklamış iseler de üretime ne şekilde katılımda bulunduğuna dair ayrıntılı beyanda bulunmamışlardır. Tanıklardan Zöhre Kuzan davacı ile işyerinde birlikte çalıştığını belirtmekte ise de 2004 yılında kendisinin işyerinden ayrılmış olduğunu ifade ettiğinden aynı dönemde çalışmadıkları görülmektedir. Diğer tanık Esen Kaya ise soyut ifadelerde bulunarak perde fabrikası olan işyerinin saurer bölümünde asgari ücretle birlikte çalıştıklarını evlilik nedeni ile ayrıldığını ve asgari ücret aldıklarını belirtmekle yetinmiştir.
Oysa ki burada Mahkemece araştırılması gereken önemli husus davacının yaşı ve becerisi dikkate alınarak diğer çalışan işçiler düzeyinde ve niteliğinde üretime emsali işçi kadar katkıda bulunup bulunmadığı, çalışmasının eğitim gören bir öğrenci düzeyinde mi yoksa tam üretime katılan ortalama bir işçi düzeyinde mi bulunduğunun ayrımına girilmesi gerektiği olmalıdır. Bu irdeleme yapılmaksızın yapılan işin niteliği, ne tür bir beceri ve tecrübe gerektirdiği, mevcut hali ile davacının da üretime nasıl bir katkıda bulunduğu hususları tanıklara açıklattırılmadan tamamen soyut ifadelere dayanılarak birlikte çalıştık ifadesinden yola çıkılarak davacıyı işçi olarak nitelendirerek tüm dönemin kıdem tazminatı ve diğer isteklerinin değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda çıraklık sözleşmesi gereği 1.10.2005 - 28.11.2005 tarihleri arasında çıraklık okuluna kayıtlı olarak geçen dönem dışında kalan çalışmalarına ilişkin dava konusu alacaklarının kıdem tazminatı ile izin ücretinin iş kanunu kapsamında yeniden değerlendirilerek belirlenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu dönemin de çalışma süresinden (tam sigorta kollarına tabi primi ödenmesi gereken süre gibi değerlendirilerek) sayılarak yapılan hesaplamalara göre isteklerin kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy