(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 41, 46, 47, 57)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, izin, fazla çalışma, hafta, bayram ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Ünal tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin iş akdinin sona erme tarihi, bir başka deyişle davalı işyerinden çıkış tarihi taraflar arasında çekişmelidir. Davacı, davalı işyerinde 15.07.2000 tarihine kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin bu tarihte son bulduğunu ileri sürmektedir. Davalı işveren ise davacının 30.05.1999 tarihine kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin bu tarihte sona erdiğini davacının bu tarihten sonra SSK hizmet döküm cetvelinde görüldüğü üzere İzmir'de bulunan 24009- 35 sicil nolu işyerinde 19.06.2000 tarihine kadar çalıştığını, bu işyerinin davalı işveren ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan 25.06.2006 tarihli ikinci bilirkişi raporunda davacının talebi gibi iş sözleşmesinin 15.07.2000 tarihinde son bulduğu kabul edilerek bu tarihe göre yapılan hesaplamaya itibar edilerek sonuca gidilmiştir.
Dosyaya getirtilen davacıya ait SSK şahsi dosyasında ve SSK hizmet döküm cetvelinde davacının 13.04.2000 - 19.06.2000 tarihleri arasında davalı iddiası gibi İzmir'de bulunan 24009- 35 sicil nolu işyerinde çalıştığı görülmektedir. Mahkemece bu durum yargılama sırasında fark edilmiş 27.12.2005 tarihli duruşma ara kararı ile SSK il müdürlüğüne yazı yazılarak 24009- 35 sicil sayılı işyerinin kime ait olduğunun ve işyeri açık unvanının bildirilmesi istenmiştir. Ne var ki, sonradan bu ara kararından dönülmediği halde, buna ilişkin yazılan müzekkerenin sonucu araştırılmadan davacının iddiası gibi hüküm kurulmuştur.
Yapılması gereken iş; sözü edilen ara kararı gibi 24009- 35 sicil sayılı işyerinin kime ait olduğu SSK İzmir İl Müdürlüğünden sorulmalı, işyerinin davalı işveren ile bir ilgisinin olup olmadığı belirlenmeli ve alınacak sonuca göre karar verilmelidir.
3- Kabule göre de; 10.10.2005 tarihli birinci bilirkişi raporunda davacının işyerinden ayrılış tarihi 19.06.2000 kabul edilmiş ve 5 yıl 9 gün hizmet süresi üzerinden hesaplama yapılmıştır. Davalı işveren bu rapora yazılı itirazda bulunduğu halde, davacı vekili 20.12.2005 tarihli duruşmada bilirkişi raporuna bir diyeceğinin olmadığını bildirmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 25.06.2006 tarihli ikinci bilirkişi raporunda davacının işyerinden ayrılış tarihi 15.07.2000 kabul edilerek 5 yıl 1 ay 5 gün hizmet süresi üzerinden hesaplama yapılmıştır. Birinci bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından itiraz edilmediğine ve bu rapor davacı tarafından kabul edildiğine göre artık davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Usulü kazanılmış hak ilkesi gereği 5 yıl 9 gün hizmet süresine itibar edilmek gerekirken 5 yıl 1 ay 5 günlük hizmet süresinin esas alınması da doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy