(2495 S. K. m. 16) (5188 S. K. m. 11, 19) (4857 S. K. m. 20, 26) (399 S. KHK. m.7)
Dava: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının kapsam dışı personel olması nedeniyle öncelikle davanın görev yönünden reddedilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da davacının Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.5.1997 gün ve 1996/200 E, 1997/220 K. sayılı kararı ile hırsızlık suçundan mahkûmiyetine karar verildiğini, işe alınacaklarda aranılacak şartlardan birini kaybettiğini, davacını suç işlediği 1997 yılından itibaren işvereni yanıltma ve olayı gizleme yoluna gittiğini, bu durumun davacının silah başvurusunda bulunması üzerine öğrenildiğini, bu nedenle feshin haklı nedene dayandığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacıya verilen cezanın para cezasına çevrildiği, kararın temyiz edilmeksizin 4.6.1997 tarihinde kesinleştiği, ilamın 16.10.1997 tarihinde infaz edildiği, aradan uzun yıllar geçtikten sonra davalı şirketin İnsan Kaynakları Müdürlüğünce davacının sabıka kaydının 8.7.2004 tarihli resmi yazıyla talep edildiği, ayrıca 27.6.2005 tarihinde ceza mahkemesi kararının davalı şirkete ulaştığı, böylece fesih tarihi olan 1.9.2005 tarihi itibariyle yasada belirtilen 6 günlük ve 1 yıllık sürelerin geçmiş olduğu, ayrıca güvenlik görevlisi olarak çalıştırılmasının uygun olmadığı kanaatinde olması halinde başka işlerde değerlendirilmesi konusu da tartışılmadığı gerekçesi ile davacının işe iade isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğine göre davacının 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi, sözleşmeli personel statüsünde bekçi olarak çalışmakta iken, isteği üzerine 4502 Sayılı Kanunu'nun geçici 4.maddesi gereğince 15.10.2000 tarihi itibariyle iş mevzuatına tabi personel statüsünde geçirilmek suretiyle özel güvenlik görevlisi olarak atandığı, 2002 yılında davalı şirketçe davacı için Emniyet Müdürlüğünden silah ruhsatı talebinde bulunulduğu, ruhsat işlemleri sırasında C. Savcılığından alınan 6.6.2005 tarihli sabıka kaydından davacının Trabzon 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 27.5.1997 gün ve 1996/200 E, 1997/220 K. sayılı kararı ile elektrik hırsızlığı ve mühür fekki suçundan cezalandırılmış olduğunun öğrenildiği, bunun üzerine iş sözleşmesinin davalı işverence işe alınacaklarda aranılacak şartlardan birini kaybettiği ve 1997 yılından itibaren işvereni yanıltma ve olayı gizleme yoluna gittiği gerekçesi ile feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davacının bekçi olarak çalıştığı dönemde tabi olduğu 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin İşe Alınacaklarda Aranılacak Şartlar başlığını taşıyan 7/c. maddesinde aranılan şartlardan biri de taksirli suçlar hariç olmak üzere, ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamaları olarak belirtilmiştir. Davacının özel güvenlik görevlisi olarak atandığı tarihte yürürlükte bulunan 2495 sayılı Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun'un Personelde Aranacak Şartlar başlığını taşıyan 16/d. maddesinde ve bu Kanunu yürürlükten kaldıran, 26.06.2004 tarih ve 25504 S.R.G de yayımlanan 10.06.2004 kabul tarihli 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Özel Güvenlik Görevlilerinde Aranacak Şartlar başlıklı 10.maddesinin (d) bendinde de benzer hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca, 5188 sayılı Kanunun 11.maddesinin 4.fıkrasında özel güvenlik görevlilerinde aranan şartlardan herhangi birisinin kaybedilmesi halinde çalışma izninin iptal edileceği belirtilmiş; 19. maddenin (c) bendinde ise bu Kanunun 11 inci maddesine göre çalışma izni verilmeyen kişileri özel güvenlik görevlisi olarak istihdam eden kişi, kurum, kuruluş veya şirketlere, çalıştırdıkları her kişi için üçmilyar lira adli para cezası verileceği, bu kişiler silahlı olarak çalıştırılmış ise altı aya kadar hapis ve çalıştırılan her kişi için altımilyar lira adli para cezası verileceği öngörülmüştür.
Somut olayda, davacının yukarıda belirtilen suçtan mahkûmiyeti üzerine gerek bekçi olarak görev yaptığı sırada, gerek özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığı dönemde işe alınacaklarda aranan şartlardan birini kaybettiği açıktır. Suçun işlendiği tarih itibariyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 26.maddesinde öngörülen 6 iş günlük süre geçmiş olup, bu nedenle fesih haksız ise de, davacının söz konusu mahkumiyeti 5188 sayılı Kanunun 11.maddesi gereği çalışma izninin iptalini gerektirecek niteliktedir. Bu durumda, feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilmelidir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davacının işe iade isteğinin kabulü hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1- Ankara 6.İş Mahkemesinin 23.11.2006 gün ve 504-543 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 20 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450.YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 08.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy