(818 S. K. m. 113)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, hafta tatil ücreti, genel tatil ücreti ile izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ.Polat tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı daha önce açtığı dava ile kıdem tazminatı, izin alacağı, hafta tatili ve genel tatil ücreti isteklerinin hüküm altına alındığını, fazlaya dair haklarını saklı tutmasına rağmen faiz istemeyi unutmuş olmaları nedeni ile hüküm altına alınan alacakların faizlerine hükmedilmediğini ileri sürerek işlemiş faizlerinin de hüküm altına alınması için bu davayı açtıklarını belirterek kıdem tazminatı faizi, yıllık izin ücreti faizi, hafta tatili ücreti faizi ve genel tatil ücreti faizi isteklerinde bulunmuştur.
Davalı, davacının Mersin İş Mahkemesinden verilen 2002/159 E. nolu karar ile hüküm altına alınan alacaklarının Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 2003/2466 no.lu takip dosyasına bu davanın açılmasından önce 11.08.2003 tarihinden önce ödediğini, asıl alacak ödendiği için dava konusu edilen faiz alacağının da B.K.'nun 113/1-2 maddesine göre ayrı bir dava ile istenemeyeceğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, hesaplanan faiz oranının da doğru olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece takibe konulan alacağın 03.09.2003 tarihinde davacı tarafından çekince konulmadan alındığı, faiz için davanın ise 16.09.2003 tarihinde açıldığı, faiz isteminde bulunamayacağı gerekçesi ile isteklerin reddine karar verilmiştir. Karar davacı tarafça temyiz edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık asıl davada istenmeyen faiz alacağının ayrıca dava edilip edilemeyeceği ve icra takibine yapılan ödemeden sonra da faiz alacaklarının istenip istenemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın normatif dayanakları Borçlar Kanunu'n 113/1-2 maddeleridir. Sözü edilen hükümlere göre asıl borç tediye ile veya sair bir suretle sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin ve sair fer'i haklar dahi sakıt olur. Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz.
Taraflarca dosyaya sunulan deliller; Mersin İş Mahkemesinden verilen 2002/159 E. nolu dosyası Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 2003/2466 no.lu takip dosyasıdır. Belirtilen deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı işçi tarafından açılan davada ve yapılan icra takibinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu, ancak yapılan ödemenin ihtirazi kayıtsız olarak alındığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar icra takibine yapılan ödemeden sonra faiz istekleri için dava açılmış ise de, bu durum gerek önceki davada gerekse icra takibinde fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmuş olması nedeni ile asıl davada istenmeyen faiz alacaklarının istenmesine engel teşkil etmemektedir. Böyle olunca yukarıda sözü edilen kanun hükümleri uyarınca hesap bilirkişisinden rapor alınarak faiz alacağı miktarlarının belirlenerek isteklerin kabulü yönünde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde isteklerin reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy