(4857 S. K. m. 17, 25, 46, 57) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar, izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için
günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalı adına Avukat
geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinledikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi iş sözleşmesinin 26.2.2004 tarihinde işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, ihbar ve kıdem tazminatı istekleriyle bu davayı açmıştır. Davalı işveren davacının işverene ait araçtan mazot çekip satarken yakalandığı için haklı olarak 4857 sayılı İş Kanununun 25/2-e maddesi uyarınca feshedildiğini savunmuştur. Mahkemece, davalı tanıklarının bilgilerinin duyuma dayalı oluşu ve çekilen mazotun kaç litre olduğu konusunda bir tespit yapılmadığı gerekçesiyle isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içinde davacı işçinin 24.2.2004 tarihinde işverene ait araçtan mazot çektiğini belirten bir tutanak bulunmaktadır. Aynı tarihli bir başka yazıda ise davacı işçi olayı kabul etmiş ve bir daha gerçekleşmeyeceğini belirterek işverenden özür dilemiştir. Davacı işçi, el yazısı ile yazılmış ve imzasını taşıyan söz konusu belgeye karşı işverence kandırılmak suretiyle imzalatıldığı şeklinde açıklamada bulunmuştur. Bununla birlikte davacı işçinin dinletmiş olduğu tanıklar bu konuda bir beyanda bulunmamışlar ve davacının İzmir seferinde gecikmesi sebebiyle iş akdinin feshedildiğini belirtmişlerdir. Buna karşın davalı tanıkları davacının iş sözleşmesinin tutanak ve fesih yazısında belirtilen nedenlerle feshedildiğini açıklamışlardır. Davacı işçi olayı kabul ettiği 24.2.2004 tarihli yazıyla ilgili olarak iradesinin fesada uğratıldığını yöntemince kanıtlayabilmiş değildir. Böyle olunca davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğinin kabulü gerekir. İhbar kıdem tazminatlarının reddi gerekirken yazılı şekilde isteklerin kabulü hatalı olmuştur.
3- Davacı, fazla çalışma ücreti talep etmiş mahkemece isteğin kabulüne karar verilmiştir. Fazla çalışmaların ispatı konusunda yazılı bir delil bulunmamaktadır. Davacı işçi tanık beyanları ile iddiasını ispata çalışmıştır. Davacı tanıklarının beyanları soyut nitelikte olup, fazla çalışmanın ispatı konusunda yeterli değildir. Aynı işyerinde aynı sıfatla çalışan işçilerin açtıkları emsal nitelikteki davalarda da fazla çalışma talepleri reddedilmiş ve kararlar kesinleşmiştir.
Öte yandan taraflar arasında imzalan iş sözleşmesinde yılda 90 gün ve 270 saate kadar fazla çalışmaların aylık ücretin içinde olduğu kuralına yer verilmiştir. Dosya içeriğine göre davacının yılda 270 saati aşan fazla çalışmaları kanıtlanabilmiş değildir. Böyle olunca fazla çalışma ücreti isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi de hatalı olmuştur.
4- Davacı tanığı beyanında yılda ortalama 15 hafta tatilinde çalışıldığını açıkladığı halde bilirkişi raporunda yılın tamamı için hafta tatili ücretleri hesaplanarak hüküm altına alınmıştır. Hafta tatili ücretinin her yıl için 15 gün üzerinden hesabı yapılmalı ve indirim hususu da düşünülmek suretiyle bir karar verilmelidir.
5- İş sözleşmesinin 7. maddesinde bayram ve genel tatillerde yapılacak olan çalışmaların aylık ücretin içinde olduğu kuralına yer verilmiştir. Böyle olunca davacının milli bayram ve genel tatil günlerinde çalışması sebebiyle ayrıca ücrete hak kazanması söz konusu olmaz. Mahkemece anılan ücretin de kabulü hatalı olmuştur.
6- Davacı işçinin 1475 sayılı yasa kapsamında çalıştığı dönemde hak kazandığı yıllık izinler bakımından anılan yasaya göre her yıl için 12 gün üzerinden hesaplama yapılması gerekirken, çalışmaların tamamı 4857 sayılı İş Kanunu döneminde geçmiş gibi 14 gün olarak yıllık izin hesabı yapılması da doğru değildir.
7- Islah dilekçesini tebliğinden sonra davalı taraf usulüne uygun biçimde zamanaşımı defini ileri sürmüştür. Davalının anılan savunması üzerinde durulmadan karar verilmesi de hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen
YTL. Duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.09.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy