(1475 S. K. m. 13, 17) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı farkı, TİS farkı ve kötü niyet tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ.P. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı davalı işyerinde sendika üyesi olarak çalışmakta iken, sendikadan istifa ederek TİS'den yararlanmamayı kabul etmesinin istendiği, kabul etmeyince istifaya zorlanmak için Ankara bölge müdürlüğüne atandığının bildirildiği, Ankara'ya gitmek zorunda olmadığını söyleyince, iş akdinin İş Yasası'nın 17/1-a maddesi uyarınca feshedildiğinin bildirildiği, böyle bir durumun olmadığını, benzer bahaneler ile gerçekte sendikadan istifa etmeyi kabul etmeyen işçilerin iş akitlerini feshettiği, ileri sürerek kötü niyet tazminatı isteğinde bulunmuştur.
Davalı sendikalı işçi ayrımı nedeni ile iş akdine son verildiği iddiasının doğru olmadığını, sadece sendikalı işçi çıkartmadığını, iş akdinin 1475 Sayılı İş Yasası'nın 17/1-a maddesi uyarınca feshedildiğini, isteğin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacıya kötüniyet-ihbar tazminatı ödenmediği gerekçesi ile kötüniyet tazminatı isteğinin kabulüne, karar verilmiştir.
Karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık iş akdinin kötüniyetli olarak feshedilip feshedilmediği, ihbar tazminatı ödenmesi gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medeni Kanun'un 2. maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyi niyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde, fesih hakkı kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.
Fesih hakkını kötüye kullanan işverenin, fesih tarihine göre yürürlükteki 1475 Sayılı Kanun'un 13. maddesi madde uyarınca bildirim sürelerine ait ücretin 3 katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir.
Somut olayda ispat yükü kendisinde olan davacı işçi tarafından davalı işverenin iş akdini kötüniyetli olarak feshettiği doyurucu delillerle ispat edilememiştir.
Bu durumda kötüniyet tazminatı isteğinin reddi ile, bu isteğin içinde ihbar tazminatı da yer aldığından hesaplanan ihbar tazminatı isteğinin kabulü gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy