(4857 S. K. m. 41, 46)
Dava: Davacı, fazla mesai ile hafta tatili alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş.Özmen tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 1984 yılında Anadolu Bankasında şoför olarak çalışmaya başladığını, işyerinin önce Türkiye Emlak Bankasına daha sonrada davalı Bankaya devrolunduğunu, davalı bankada çalışmasına devam etmekte iken iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle 30.06.2005 tarihinde sona erdiğini, belirterek 2000 yılından itibaren ödenmeyen fazla mesai ve hafta tatili ücretlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı işyerinde fazla mesai uygulaması bulunmadığını davacının bordroları ihtirazi kayıtsız imzaladığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi tarafından 1.7.2000-31.5.2000 tarihleri arası süre için hesaplanan fazla mesai ve çalışılan hafta tatili ücretlerinin ödetilmesine karar verilmiş; hüküm davalı yanca temyiz edilmiştir.
Davacının, dava dilekçesine ekli olarak sunduğu fazla mesai çizelgeleri işveren onayını içermemektedir. İşverence araç görevlendirme formları ibraz edilmiştir. Bilirkişi raporunda davacının sunduğu fazla mesai çizelgelerinin araç formları ve tanık beyanları ile doğrulandığı belirtilmiş ise de davacının dinlettiği iki tanığından biri davacının Emlak Bankası döneminde normal mesaiden sonra temizlik işlerinin başında beklediğini, davalı Banka döneminde sadece Pazar günleri gelip beklediğini, diğer günlerde beklemediğini beyan etmiştir. Tanık beyanları arasındaki çelişkiyi giderecek biçimde araştırma yapılmadan onaysız çizelgelerin doğrulandığı kabul edilemez. Öncelikle Emlak Bankasının davalı Bankaya devredildiği tarih tespit edilmeli davalı Banka'dan temizlik işlerinin hangi saatler arasında yapıldığı, normal mesai saatleri dışında ve Pazar günleri temizlik yapılmışsa davacının riayet edip etmediği sorulmalı ve bu şekilde araştırma ile elde edilecek bilgiler ve gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak bir değerlendirmeye tabi tutulup sonuca gidilmelidir. Mahkemece bu yönler dikkate alınmadan ve davalı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazları karşılanmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 18.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy