(4857 S. K. m. 34, 120) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, bayram harçlığı, yemek yardımı, yakacak yardımı, sorumluluk zammı, direksiyon primi, kıdem tazminatı, faiz alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. Kırmaz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Kıdem tazminatının geç ödenmesinden doğan faiz alacağının hesaplanma yönteminde uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi hükmü uyarınca kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı Yasa'nın 14. maddesi halen yürürlüktedir. Anılan 14. maddenin 11.fıkrasında kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödemesi gerektiği düzenlenmiştir.
Kıdem tazminatına uygulanması gereken faizi düzenleyen ilgili hükümde özel banka ile kamu bankası ayrımı yapılmamıştır. Yasada, uygulanan en yüksek faiz sözcüklerine yer verilmiş olmakla sözü edilen faiz oranının uygulanıp uygulanmadığı tespit olunmalıdır. Bankaların belli dönemlerde T.C. Merkez Bankası'na uygulayabileceklerini bildirdikleri faiz oranı fiilen uygulanmış olmadıkça dikkate alınmaz.
Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu istek T.C. Merkez Bankası verilerine göre bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranları üzerinden hesaplanmıştır. Bir yıllık vadeli mevduata fiilen uygulanan en yüksek mevduat faizi oranı bankalardan sorulup tespit edildikten sonra faiz alacağının hesaplanarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
3- Dava konusu istekler arasında bulunan yemek ve yakacak yardımları ile sorumluluk zammı ve direksiyon primi alacakları toplu iş sözleşmesinden doğmaktadır. Ücretlerin ilave tediye ve ikramiyelerin gününde ödenmemesi başlıklı Toplu İş Sözleşmesi 42. maddesinde işçilerin hak kazandıkları ücret ve diğer ödemelerin ödeme gününden itibaren 20 gün içinde mucbir bir sebep dışında ödenmez ise 4857 sayılı Yasa'nın 34. maddesi uygulanır. şeklinde düzenleme mevcut olup bu madde uyarınca toplu iş sözleşmesinden doğan alacakların ödenmesi konusunda ayrıca bir ödeme gününün belirlenmediği anlaşılmakta olup işverenin temerrüde düşürülmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Davalı işveren davacı tarafından dava tarihinden evvel temerrüde düşülmediğine göre dava dilekçesindeki istekler yönünden dava tarihinden ıslah dilekçesi ile istenen alacaklar yönünden ıslah tarihinden bakiye miktarlar yönünden de yine ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy