(4857 S. K. m. 22, 25, 41) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı DYO A.Ş. avukatı ile davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G.Demirtaş Tuna tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İş sözleşmesinin amirine sataşması ve işveren tarafından hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi nedeniyle haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25 II- (h) bendinde, işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi, 25/II-d bendinde de işverene yahut bunların aile üyelerinden birine yahut işverenin başka bir işçisine sataşması durumunda, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu hükme bağlanmıştır.
İş görme edimi, işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun olarak yerine getirilmelidir. İşverenin talimatlarının da iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi getirilebilecek sınırlamalara ve işçinin eğitimi, yeteneği ve takati gibi hususlara aykırılık oluşturmamalıdır.
1475 sayılı İş Kanununda işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmaması haklı fesih nedeni olarak sayılmış ve işçinin bu anlık durumu yeterli görülmüşken, 4857 sayılı İş Kanunu ile işçinin bu görevi yapmamakta ısrar etmesi kuralı getirilmiştir. Bu noktada işverenin hatırlatmasının ardında sadece bir kez görevi yapmama yeterli sayılmamalıdır. İşçinin görevi yapmama eylemi hatırlatmanın ardından da devamlılık arz etmelidir.
İşverenin fesih öncesinde işçinin yapmakla yükümlü olduğu görevlerini hatırlatılmalıdır. Bu hatırlatmanın sözlü olarak ya da yazılı biçimde yapılması mümkündür. Bu konuda ispat yükü de işverendedir.
İşçinin görev tanımının, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde açıkça öngörülmüş olması işverenin hatırlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
İşçiye yapılacak hatırlatmada, işçiden yapması istenen görev açık biçimde bildirilmeli ve işin tamamlanmasına yetecek bir süre öngörülmelidir. Bildirimde, görevin hatırlatılması yeterlidir. Görevin gereklerinin yerine getirilmemesi durumunda iş sözleşmesinin feshedileceği hususunun ayrıca bildirilmesi gerekmez.
İşçinin verilen görev tamamlanamamış olsa da, bir kısmını yapmış olması halinde bu davranışının nedenleri üzerinde durulmalı ve işverenin haklı fesih imkanının olup olmadığı, gerekirse uzman bilirkişilerce değerlendirilmelidir.
İşçinin çalışma koşullarında işçi aleyhine değişiklik niteliğinde olan görevlendirmelerin 4857 sayılı İş Kanununun 22. maddesi uyarınca işçiyi bağlamayacağı açıktır. Bu kapsamda bir görevin yerine getirilmemiş oluşu da işverene haklı fesih imkanı vermez.
Somut olayda düzenlenen olay tutanağı ve tanık beyanlarına göre davacı ile arkadaşının ziyaret programını Bölge Müdüründen habersiz olarak değiştirdiği, değişikliğin yapıldığını aynı hafta içerisinde öğrenen Bölge Müdürünün bu durumu davacıyla konuşurken, anladın mı oğlum? demesi üzerine, davacının otuz yaşında olduğunu hatırlatır, geldiğim günden beri benimle uğraşıyorsun ... şeklinde cevap vermesi üzerine, karşılık olarak terbiyesizlik yapıyorsun, çok terbiyesiz bir adamsın hemen bu odadan defol, git seni kovuyorum denilmek suretiyle iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği anlaşılmaktadır. Fesihten sonra, tartışmada geçen sözlerin feshin haklı veya haksız oluşuna etkisi bulunmamaktadır.
24.9.2004 tarihinde toplantıda ziyaret programının belirlendiği, 27.9.2004 tarihinde ise habersiz olarak ziyaret programını arkadaşı ile değiştirdiğinin öğrenilmesi üzerine uyarı yapılırken hakaret edilerek, işyerinden kovulması olayında iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle ihbar ve kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekirken, reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy