(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 25, 41)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, fazla mesai ile maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. Demirtaş Tuna tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle ve işçinin işverene zarar vermesi nedeniyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25 II- (ı) bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, başka eşya ya da maddelere 30 günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu hususu düzenlenmiştir.
İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması halinde işverenin haklı fesih imkanı olmadığı gibi, işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarı da bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır.
İncelenen dosyada, fesih bildiriminde açıklanan olayların bir kısmı 2002 ve önceki tarihlidir. 25 Ekim 2004 tarihinde gelmediğine ve 27, 28 Ekim 2004 tarihlerinde geç geldiğine ilişkin tutanaklar ibraz edilmiştir. 22.10.2004 tarihli tutanakta da, davacının adı belirtilmeden ihbarnamelerin çocuklar tarafından dağıtıldığı açıklanmıştır. Tutanak tanığı ise, işyeri yetkilisinin talimatı ile davacı ile birlikte verilen adrese gittiklerini, abonenin beyanına göre tutanağı düzenlemiş olduğunu, bu abonenin bulunduğu bölge çalışanlardan kimin baktığını bilmediğini beyan etmiştir. Bu durumda 4857 sayılı Yasanın 25/II-e ve ı maddelerine uygun haklı fesih koşullarının oluşmadığının kabulü gerekir. Yazılı gerekçe ile ihbar ve kıdem tazminatı talebinin reddi hatalıdır.
3- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu da, taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 41. maddesinde denkleştirme esasının uygulanmadığı işyerlerinde fazla çalışma, kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalar olarak öngörülmüştür.
Somut olayda fazla mesai iddiasını doğrulayan yazılı delil bulunmamaktadır. Tanık anlatımlarına göre işyerinde haftalık yasal çalışma süresinin aşılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda fazla mesai ücreti talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy