(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17) (818 S. K. m. 179, 180)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dosya içeriğine, ticaret sicil kayıtları ve özellikle işyeri şahsi sicil dosyasındaki belgelere göre, davacının davalı şirketten önce Bolu Metal Sanayi unvanlı dava dışı ancak davalı şirketin ortağı olan Hamdi Bilgin Ergun'a ait aynı adreste ve aynı iş kolunda faaliyet gösteren işyerinde 01.07.1992 tarihinde işe girerek çalıştığı, işyerinin şirketleştiği ve davacının ara vermeden bu kez davalı şirket adına 01.10.1997 tarihinde çalışmasına devam ettiği anlaşılmaktadır. Davalı işyeri gerçek kişi adına kayıtlı iken şirketleşme sonucu tüzel kişiye devredilmiştir. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması gereği işyerinin şirketleşmesi hizmet aktinin devri niteliğindedir. Davalı şirket, fesih tarihinde 1475 sayılı İş Kanunu yürürlükte olduğundan, Borçlar Kanunu'nun 179 ve 180. maddeleri uyarınca devirden önceki süreden sorumludur. Bu nedenle davacının 01.10.1997 tarihinden önce davalı şirketin ortağı olan gerçek kişi işverende geçen süresinin kıdem tazminatından hesaplanması gerekir. Mahkemece, davacının daha önce 01.07.1992-15.09.1997 tarihleri arasında çalıştığı Bolu Metal Sanayi işyerinin Hamdi Bilgin Ergun'a ait olduğu, davalı şirketin ise tüzel kişi olduğu, Bolu Metal Sanayinin tüm alacak ve borçları ile birlikte davalı şirkete devrolduğuna dair dosyaya herhangi bir belge ibraz edilmediği, Hamdi Bilgin Ergun'un şirket ortağı ise de, borçlarının şirketten alınmasının uygun olmadığı, gerçek kişinin borcundan davalı tüzel kişiliğin sorumlu olamayacağı gerekçesi ile kıdem tazminatının eksik hesaplanması hatalıdır.
3- Diğer taraftan davacı iş sözleşmesinin 14.02.2001 tarihinde feshedildiğini iddia etmiştir, Mahkemece de bu tarih fesih tarihi kabul edilmesine ve kıdem tazminatına bu tarihten itibaren faiz yürütülmesine rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda fesih tarihi 31.03.2002 tarih kabul edilerek ve bu tarihteki ücret esas alınarak hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatı hüküm altına alınmıştır. Bu bir çelişkidir. Oysa davacının 2001 yılında ilk döneminde çalışmasından sonra ücretsiz izin uygulaması yapıldığı, Ekim 2001 ayında başka bir işyerinde çalışmasının kayıtlarda göründüğü anlaşılmaktadır. Davacının 2002 yılı başından 31 Mart 2002 tarihine kadar tekrar davalı yanında çalışması kayden görünmesine rağmen, fiilen çalışmasının olup olmadığı açıklığa kavuşturulmuş da değildir. Talep dikkate alındığında, davacının 14.02.2001 tarihinde ücretsiz izne çıkarılmak sureti ile iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiğinin kabulü yerinde olacaktır. Bu nedenle bu tarihteki ücret ve süre üzerinden kıdem ve ihbar tazminatı hesaplanmak sureti ile, anılan istekler hüküm altına alınmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy