(1475 S. K. m. 14, 18) (4857 S. K. m. 17, 26, 41, 44)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, sendikal tazminat fazla mesai, yıllık izin, ulusal bayram alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Mahkemece 13.3.2007 tarihinde yüze karşı verilen karar davalı tarafından 15.3.2007 tarihinde süre tutum dilekçesiyle temyiz edilmiş, mahkemenin temyiz giderlerinin ödenmesi için gönderdiği muhtıraya rağmen ödenmemesi nedeniyle ek karar ile temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Ancak davalı vekilinin süresi içinde harcı yatırdığı anlaşıldığından ek kararın kaldırılmasına karar verilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Başbayraktar Taşkın tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşçi veya işveren bakımından haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafın sözleşmeyi haklı nedenle fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 İş Kanunu'nun 26. maddesinde işverenin öğrendiği tarih ve olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğrenilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak kanunda belirlenmiştir.
Benzer bir düzenleme 1475 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde de yer almışken, 4857 Sayılı İş Kanununda, işçinin olayda maddi çıkar sağlanmış olması halinde 1 yıllık sürenin işlemeyeceği öngörülmüştür. O halde, haklı feshe neden olan olayda işçinin maddi bir menfaati olmuşsa, olayın üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin altı işgününe riayet etmek koşuluyla işverenin haklı fesih imkanı vardır.
Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe neden olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü sayılmaz ve takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.
İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi yada kurula intikal ettirildiği gün, altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur.
Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar.
Somut olayda davalının 12.1.2005 tarihinde depoda yapılan sayım sonucunda teslim alınması gereken malların bulunmadığını öğrendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle fesih süresinde yapılmıştır.
Davacı depo sorumlusu olarak çalışırken birden fazla ürün teslimatı sırasında hata yapmış ve bu nedenle uyarılar almıştır. Son kez 23.12.2004 tarihinde 24 adet bilgisayar masasının teslim alınmadığı halde alındığı yönünde onayının olduğu anlaşılmaktadır. Davacı bu konuda alınan savunmasında iş stresi yorgunluk ve başka problemleri nedeniyle gözünden kaçtığını, yaptığının büyük bir hata olduğu ve kastının olmadığını belirtmiştir. Davacının kabulünde de olduğu üzere yaptığı eylem feshi gerektirecek ağırlıkta kusur içermektedir. Bu nedenle davacının iş aktinin haklı nedenle feshedildiği kabul edilecek kıdem-ihbar tazminatının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy