(5521 S. K. m. 8) (4857 S. K. m. 6, 41, 46, 47, 57)
Dava: Taraflar arasındaki, izin, fazla mesai, hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatil ücreti, ücret farkı ve ikramiye alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi ve davalılar avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.7.2007 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılar adına avukat ile karşı taraf adına avukat Fethiye geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesine göre iş mahkemelerinden verilen kararlara karşı 8 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Mahkemece kısa karar usulüne uygun olarak 13.12.2006 tarihinde tefhim olunmuş ve davacı vekili karan 23.2.2007 tarihinde temyiz etmiştir. 8 günlük temyiz süresi geçmiş olmakla ve İş Mahkemeleri Kanunu'nda katılma yoluyla temyiz öngörülmediğinden davacı tarafın temyiz isteğinin süre aşımı sebebiyle REDDİNE,
2- Dava dilekçesinde davalılar olarak M. Life Aş ile S. Turizm Aş gösterilmiş, ancak her iki davalı arasındaki ilişki açıklanmamıştır. Dosya içeriğine göre davacı 10.7.1995-1.10.2003 tarihleri arasında davalılardan S. Turizm Aş işçisi olarak genel müdür sıfatıyla çalışmış ve emeklilik suretiyle işyerinden ayrılmıştır. Bu defa 2.10.2003 tarihinde aynı yerde bu defa diğer davalı işçisi olarak göreve başlamıştır. Bu aşamada işyerinin davalılar arasında el değiştirip değiştirmediği, bir başka anlatımla işyeri devri olup olmadığı dosya içeriğinden belirlenememektedir. Davalılar arasındaki ilişki açıklığa kavuşturulmadan davaya konu işçilik alacakları için müştereken ve müteselsilen karar verilmesi hatalı olmuştur.
Öyle ki, fesihten sonra bir işyeri devri olması durumunda 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca devralan işveren devir tarihinde doğmuş olan işçilik alacaklarından devreden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ancak devir tarihinden sonraki işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumlu olmayacağı açıktır. Zira devir tarihinden sonra davacının davalılardan M. Life AŞ işçisi olarak çalışmaya başlaması yeni bir iş sözleşmesi olarak değerlendirilebilecektir.
Öte yandan, davalılar arasındaki birlikte istihdam olarak adlandırılabilecek bir ilişkinin varlığı halinde davalıların müştereken müteselsilen sorumlu olduğuna dair karar verilmelidir. Belirtilen yönlerden gerekli inceleme yapılarak gerektiği taktirde bilirkişiden ek hesap raporu alınmak suretiyle bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Davacı ücretlerinin 2001 yılından itibaren eksik ödendiğinden bahisle ücret farkı isteğinde bulunulmuş, mahkemece davacının emekli olduğu 1.10.2003 tarihine kadar olan dönem için bu ücret farkı hesaplatılarak hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasında ücreti belirleyen yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Tanık beyanlarına göre 2001 yılında gerçekleşen ekonomik krize bağlı olarak işyerinde delta operasyonu olarak adlandırılan uygulama ile işçi ücretlerinden 2002 yılı başından itibaren indirime gidilmiştir. İşyerinde çalışan tüm işçilere aynı uygulama yapılmış ve davacı işçi buna itiraz etmemiştir. Emekli olduğu tarihe kadar bu şekilde çalışmasını sürdürmüş ve ücretleri ihtirazı kayıtsız olarak ödenmiştir. Davacı tanıklarının bir kısmı ücretten yapılan kesintinin ilerde ödeneceğinin söylendiğini açıklamışlarsa da, bazı davacı tanıkları bu yönde bir bildirim yapılmadığını, sadece davacıya sözlü olarak iletildiğini duyduklarını belirtmişlerdir. Davacının ücretinin indirilmesinin ardından aradaki farkın ilerde karşılanacağı konusunda yazılı bir delil de bulunmamaktadır.
İşçi ücretlerinden indirimin, yapıldığı dönemde 1475 Sayılı Yasa yürürlükte olup, anılan yasa döneminde Dairemizin istikrar kazanmış olan uygulamasına göre işçi 6 iş günü içinde açıkça karşı çıkmayarak çalışmasını sürdürmüş olmakla, bu esaslı değişikliği kabul etmiş sayılmalıdır. Böyle olunca davacının ücret farkı isteğinin reddi, gerekirken yazılı şekilde kabulü de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 500 YTL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,17.07.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy