(4857 S. K. m. 17) (1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasındaki, ihbar, kıdem tazminatı, izin, fazla çalışma, hafta tatili ve evlilik izni alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.4.2007 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat Cengizhan Gököz geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, davalıya ait pansiyonda 1.3.1993 tarihinde işe başladığını ve 1.8.2002 tarihine kadar çalıştığını ve işverence haklı neden olmaksızın iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacakları isteklerinde bulunmuştur. Davalı ise 1996 yılından itibaren davacı ile ortaklık ilişkisinin kurulduğu ve taraflar arasında iş ilişkisinin mevcut olmadığını ileri sürülerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının 2002 yılına kadar işçi sıfatıyla çalıştığı gerekçesiyle isteklerin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmü davalı taraf temyiz etmiştir.
Dosya içinde taraflar arasında 1.1.2000 tarihinde yapılmış, işyerinin taraflar arasında %50 hisse ile ortak olarak işletilmesine dair bir sözleşme bulunmaktadır. Davalı tanıklarının yanı sıra davacı tanıklarının bir kısmı da taraflar arasında son yıllarda ortaklık ilişkisinin kurulduğundan söz etmişlerdir. Her ne kadar davalı taraf, adi ortaklık ilişkisinin 1996 yılında kurulduğunu ileri sürmüşse de mevcut delil durumu karşısında buna itibar edilmemiştir. Davacının adi ortak olarak işyerinin gelir ve giderlerine katıldığı anlaşılmaktadır. 1.1.2000 tarihi sonrasında da Sosyal Sigortalar Kurumuna primlerinin ödenmiş olması iş ilişkisinin varlığı yönünde yeterli görülmemiştir. 1.1.2000 tarihli ortaklık sözleşmesinde de Sosyal Sigortalar Kurumuna primlerin davacı tarafından ödeneceği kurala bağlanmıştır. Davacının kredi kullanmasını temin bakımından 19.6.2000 tarihinde verilen maaş yazısı ve 2002 yılında düzenlenen ibraname de mevcut delil durumu karşısında, iş ilişkisini varlığını kanıtlama konusunda yeterli değildir.
Davacının 1.3.1993-1.1.2000 tarihleri arasında iş sözleşmesi kapsamında görev yaptığı ve iş ilişkisinin adi ortaklık ilişkisi kurulması yönünde bir sözleşme imzalanması suretiyle karşılıklı mutabakatla sona erdiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin anılan sona erme şekline göre, ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanılmasına olanak bulunmamaktadır. Gerçekten bu tarihte yürürlükte olan 1475 sayılı İş Kanunun ihbar tazminatını düzenleyen 13. maddesi ile kıdem tazminatını öngören 14. maddesinde, iş sözleşmesinin karşılıklı iradelerin birleşmesi suretiyle sona erdirilmesinde ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanılacağına dair hüküm bulunmamaktadır. Davacının anılan tazminat isteklerinin reddi gerekirken yazılı şekilde isteklerin kabulü hatalı olmuştur.
3- Davacının iş sözleşmesine dayalı olarak çalıştığı süre için yıllık izin ücreti ile fazla çalışma ve hafta tatili ücretleri bilirkişi raporunda ikinci seçenek olarak hesaplanmıştır. Bilirkişi raporunun anılan seçeneği doğrultusunda anılan isteklerin kabulü gerekirken, 2002 yılına kadar hesaplamaların yapıldığı seçeneğin hükme esas alınması da doğru değildir.
4- Kıdem tazminatı için dava dilekçesinde reeskont faizi talep edildiği halde, anılan faizi oranı geçmemek üzere bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmesi gerekirken, taleple bağlılık kuralına aykırı şekilde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmesi de kabul şekli itibarıyla hatalı olmuştur.
5- Bilirkişi raporunun ilk seçeneğinde yıllık izin ücreti 3.745YTL olarak hesaplandığı halde, mahkemece anılan isteğin 3.775YTL olarak hüküm altına alınması da kabule göre doğru olmamıştır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 500 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye İADESİNE, 17.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy