(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 18, 19, 20, 21, 32, 35, 41, 47) (2821 S. K. m. 31)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, maaş alacağı, maaş farkı, ikramiye, fazla mesai, genel tatil ile kötüniyet tazminatlarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Ünal tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, davalı şirkette teknik müdür olarak çalışmakta iken alt bir göreve verildiğini, eski görevine iadesini ve ödenmeyen alacaklarını talep etmesi üzerine işveren tarafından iş sözleşmesinin haksız ve kötüniyetle feshedildiğini iddia etmiş, davalı işveren işyerinde üretim sorumlusu olarak çalışan davacının hatalı üretimden dolayı şirketin zarara uğraması üzerine iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; işyerinde üretim müdürü olarak çalışan davacının Amerikalı bir müşteriye yapılan tasarım çalışmaları ve filtre üretimleri esnasında yetkili kişi olarak aldığı kararlarda suistimalleri neticesinde şirketi 30.000 Amerikan Doları zarara uğrattığı gerekçesiyle iş sözleşmesinin 25.03.2004 tarihinde noter aracılığı ile yapılan bildirimle feshedildiği, davacının başka eylemlerinden dolayı hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan ceza davası açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkeme ceza davasına konu olayın fesih sebebi yapılmadığı bu nedenle ceza davası sonucunun belirlenmesine gerek olmadığı belirtilip fesih sebebi yapılan olay yönünden ise hatalı üretim tutanağı ve kalite kontrol formlarındaki notların tek başına şirketin zarara uğradığından delili olamayacağı, dolayısıyle davacının şirketi zarara uğrattığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle ihbar ve kıdem tazminatı istekleri hüküm altına alınmıştır. Gerçekten, iş sözleşmesini fesheden taraf fesih bildiriminde açıkladığı fesih sebebi ile bağlıdır. Bu itibarla, ceza davasına konu olan olayın sonradan fesih sebebi olarak kabul edilmeyeceği ve bu nedenle ceza davası sonucunun beklenmesine gerek olmadığı yönündeki değerlendirme yerindedir. Ancak, fesih sebebi yapılan olay yönünden dosyaya sunulan zarar iddiasına ilişkin hatalı imalat tutanakları ve kontrol formlarındaki tespitlerin doğru olup olmadığı ve ihraç edilen mallardaki ayıpların bu belgelerde yazılı üretim hatalarına konu olup olmadığı yönünde herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan sonuca gidilmesi hatalıdır.
Söz konusu belgeler hakkında, öncelikle davacının diyecekleri tespit edilmeli (belgeler davacıya gösterilerek beyanı alınmalı), kabul etmediği takdirde, belgelerde isim ve imzası bulunanlar çağrılıp dinlenmeli ve ihraç edilen mallara ait ihracat belgeleri ile satış bedellerinin ödenmemesinin sebeplerini gösterir belgeler getirtilip incelenerek ihraç edilen malların hatalı imalat tutanakları ve kontrol formlarındaki ürünler olup olmadığı saptanmalı, hatalı üretilen olmuş ve hatalı üretilen mallar satılmışsa malların ayıplı ve ayıpsız değerine göre işverenin uğradığı zarar belirlenmelidir. Gerektiğinde bu konularda uzman bilirkişi görüşüne başvurulmalı, bundan sonra deliller hep birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde ihbar ve kıdem tazminatına hükmolunması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalı işveren işyerinde ikramiye uygulamasının olmadığını savunmuştur. Taraflar arasında, işverene ikramiye borcu yükleyen TİS ve yazılı hizmet sözleşmesi bulunmamaktadır. Dosyaya işyerinde ikramiye ödendiğini gösterir belgede sunulmamıştır. Mahkemece tanık beyanlarına dayanılarak ikramiye alacağına hükmolunmuş ise de davacı tanıkları bir yandan yılda iki ikramiye verildiğini, öte yandan kendilerine de ikramiye ödenmediğini belirterek çelişkili beyanda bulunmuşlardır. Davalı tanıkları ise şirkette ikramiye uygulamasının olmadığını bildirmişlerdir. Taraf tanıklarının sözü edilen anlatımları birlikte değerlendirildiğinde işyerinde ikramiye verilmediği ve iş koşulu haline gelmiş işyeri uygulamasının olmadığı dolayısıyle ikramiye alacağının kanıtlanmadığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen ikramiye alacağına karar verilmesi hatalı olup hükmün bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy