(1086 S. K. m. 72, 75, 159, 160, 161, 162, 163, 414, 415)
Dava: Davacı ve karşı davalı ihbar kıdem tazminatı ile yıllık izin alacağının davalı ve karşı davacı ise kötüniyet tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, asıl davayı kısmen karşı davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı ve karşı davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Tok tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, iş sözleşmesine davalı tarafından son verildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ücret ve yıllık izin ücretlerinin davalıdan tahsiline, teminat olarak verdiği senedin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı da, davacının iş sözleşmesi devam ederken işyeri ile aynı konuda faaliyet gösteren şirkete ortak olduğunu, iş görme borcu olduğu saatlerde şirketin araç ve benzinini de kendi şirketi yararına kullandığını, müşterilerini de o şirkete yönlendirdiğini, bu eylemleri hakkında konuşulmak istendiğinde istifa ettiğini, bir an için istifa etmediği kabul edilse bile doğruluk ve bağlılığa uymayan eylemler ve haksız rekabeti nedeniyle haklı fesih koşulları bulunduğunu savunmuş; davacının şirkete verdiği zarar, kötüniyet ve ihbar tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacının istifaya zorlandığı ve davalı fesih nedenlerini öğrendikten sonra yasal sürede iş sözleşmesini feshetmediğinden haklı neden olmaksızın sona erdirildiği gerekçesiyle davacının kıdem, ihbar tazminatı, ücret ve yıllık izin ücretinin davalıdan tahsiline; birleşen dava yönünden de davacı başka şirket ortağı olmuş ise de zarar verici davranışları yönünden kanıt sunulmadığı ve bilirkişi ücreti yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı-davacı, iddia ve savunması ile ilgili tüm belge ve bilgileri dosyaya sunduğunu, esasen bunlara göre karar verilebileceğini ayrıca, şirket borçlarını ödemek için tüm mal varlığını elden çıkardığından maddi sıkıntı içinde bulunduğunu bu nedenle bilirkişi ücreti yatırılamadığını belirterek reddinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Temyiz nedenlerine göre davacının iş sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği ve nedenlerinin haklı ve süresinde olup olmadığı ve davalı-davacının zararının ve ihbar tazminatı alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Davacı tarafından temyiz edilmeyen mahkeme gerekçesinde davacının bir kısım eylemleri bulunduğu ve fakat davalının bu eylemler nedeniyle hak düşürücü sürede iş sözleşmesini feshetmediği kabul edilmiştir.
Toplanan delillere göre davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından sona erdirildiğinin kabulü yerinde ise de; fesihte hak düşürücü süreye uyulup uyulmadığı hususu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak ve denetlemeye elverişli şekilde belirlenmemiştir.
Davalının fesihten sonra Cumhuriyet Savcılığına başvurusu üzerine yapılan soruşturma evrakı da getirtilip incelenmemiştir.
Türk Yargı sistemine göre hakim kendiliğinden bir davayı inceleyip, uyuşmazlığı çözemez. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da, tarafların istekleri ile bağlı tutulmuştur. (HMUK. 72, 75) Bu yolla, delillerin taraflarca hazırlanması prensibinden hareket olunarak ilgililer, dinletmek istedikleri tanıklar ile bilgisine başvurulmasını diledikleri bilirkişilerin keşif ve benzeri incelemelerin gerektirdiği masrafları karşılamakla yükümlü tutulmuşlar, buna uymamaları halinde de isteklerinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür. (HMUK. 414) Usulün 159-163. maddeleri ise bu konuda tamamlayıcı hüküm olarak uygulanır.
Kendiliğinden yapılması gereken işlemlerde ise HUMK.'un 415. maddesi uyarınca giderlerin taraflardan birine veya her ikisinin ödenmesine karar verilebilir. Belirlenen süre içinde işleme ait gider ödenmez ise ilerde ilgilisinden alınmak sureti ile devlet hazinesinden ödenmesine karar verilmesi gerekir.
Buna göre, bilirkişi ücretinin ilerde gerekenlerden alınmak koşulu ile devlet hazinesinden karşılanması ve davalının belge ve delilleri üzerinde gerekli inceleme yapılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy