(4857 S. K. m. 17) (1475 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatının ödetilmesine karşı davacı ise ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK. nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi Şahin Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuştur. Davalı işveren davacının haklı bir neden olmaksızın işyerini terk ettiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş ve açmış olduğu karşı davada ihbar tazminatını talep etmiştir. Mahkemece davacının isteklerinin kabulüne, karşı davanın reddine dair karar verilmiştir.
Davacı işçinin bir gurup iş arkadaşı ile birlikte ücret artışını beğenmeyerek işverene dilekçe verdikleri ve ücretleri ile bazı sosyal haklarının arttırılmasını istediği hususu tartışma dışıdır. Davalı işverence söz konusu dilekçede yer alan taleplerin kabul edilmemesi üzerine 7.9.2005 tarihinde davacı işçi ve bir kısım işçilerin işyerine geldikleri halde çalışmadıkları ve sonraki günlerde de nedensiz olarak işyerine gelmedikleri işverence düzenlenen tutanaklar ile bunu doğrulayan tanık anlatımları ile sabit olmuştur. Davacı tanıkları ise davacı işçi ile aynı konumda olup işverenle bu konuda husumet içinde olan kişilerdir. Bu nedenle salt bu tanıkların beyanlarına göre sonuca gidilmesi de doğru olmaz.
Mahkemece, işyerinin zarar ederek kapatıldığı ve bu nedenle davacı ve arkadaşlarının çıkarıldığı hükmün gerekçesinde açıklanmışsa da, işyerinin kapatılmadığı dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. İşverence tutulan tutanaklar, işe çağrı yazısı ve tanık beyanlarına göre, davacı ve arkadaşlarının ücretlerde yeniden düzenleme yapılmasını isteyen dilekçe vermelerinin ve işverence bu talebin kabul edilmemesinin ardından davacının işyerine gelmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanmasına olanak bulunmamaktadır. Mahkemece davacının isteklerinin reddi ile davalı karşı davacı işverenin ihbar tazminatı talebinin kabulü gerekirken, aksine yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy