(4857 S. K. m. 20, 25)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliği ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Sağlık işkolunda faaliyette bulunan ve aynı zamanda ortağı bulunduğu davalı şirkette doktor olarak iş sözleşmesi ile çalıştığını belirten davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının şirketin ortağı olduğunu, işveren vekilliği konumu bulunduğunu, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını, ayrıca iş sözleşmesinin de, işyeri çalışanlarına ve hastalara karşı kırıcı olması, hakaret edip, kavga çıkarması, görevini yerine getirmemesi, göreve geç gelip işyerinden erken ayrılması ve son olarak 12-13-14.04.2006 tarihleri arasında mazeretsiz ve izinsiz gelmemesi,hastalara bakmayarak şirketi zor durumda bırakması nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II.g maddesi uyarınca feshedildiğini, feshin haklı nedenlere dayandığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının şirket ortağı olmakla birlikte baskın çalışmasının iş ilişkisi olduğu, davacının ortak olduğu şirkete doktor olarak hizmet verdiği, ücret aldığı ve bağımlı olduğu, davacının şirkette ortak olmakla birlikte, şirketin müdürü, müdür yardımcısı, yöneticisi, yetkilisi olmadığı, işveren vekili konumunda olmadığı, iş güvencesi hükümlerinden yararlanması gerektiği, davacının çalışanlara ve hastalara karşı saygısız ve kaba davrandığının kanıtlanmadığı, bu konuda savunmasının alınmadığı gibi fesih yetkisinin süresinde kullanılmadığı, davacının devamsızlık yaptığı günlerde uzmanlık konusu olan alanda kongreye katıldığı, kongreye katılmanın başhekime sözlü olarak bildirildiği, yazılı izin uygulamasına fesihten sonra gidildiği, kongreye katılmanın hayatın olağan akışına aykırı olmadığı, feshin haklı ve geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar: Dosya içeriğine göre, davalı şirketin sağlık hizmeti vermek için birkaç doktor tarafından kurulduğu ve davacının da ortak olduğu, bu ortaklık dışında davacının aylık ücret karşılığı uzman çocuk doktoru olarak davalı şirkete Çocuk Hastalıkları Polikliniğinde hizmet verdiği, davacının işyeri çalışanlarına ve hastalara kırıcı davranması nedeni ile 2004 yılında hakkında tutanak tutulduğu, şirketle ilişkisinin kesilmesi kararı alındığı, ancak uygulanmadığı, davacı hakkında ilgisiz davranması nedeni ile bir hastanın işverene dilekçe verdiği, davacının 2006 yılı başında şirketin diğer ortaklarına karşı ortaklıktan kaynaklanan haklar nedeni ile haksız rekabet hükümleri kapsamında Ticaret Mahkemesine maddi ve manevi tazminat davası açtığı, davacının 11-14.04.2006 tarihlerinde Çeşme/İzmir'de düzenlenen 7. Ulusal Pediatrik Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Kongresine katıldığı, bu tarihlerde işyerine mazeretsiz ve izinsiz gelmemesi nedeni ile hakkında tutanak tutulduğu ve davacının, iş sözleşmesinin daha önceki davranışları da belirtilerek, devamsızlık nedeni ile feshedildiği, davacı tanıklarının davacı lehine, davalı tanıklarının ise davalı lehine tanıklık yaptıkları,davacı tanıkları kongrelere katılmanın sözlü bildirilmesi yanında kabulü halinde yazılı olarak da bildirim yapıldığını beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta davalı şirketin ortağı olan ve aynı zamanda iş sözleşmesi ile çalışan davacının şirket ortakları ile sorunlar yaşadığı, bu soruna rağmen kongreye katılmak için davalı şirketi temsile yetkili kişiden izin almadığı, en azından bu konuda yazılı bir başvuruda bulunmadığı, bu şekilde devamsızlık yaptığı sabittir. Aslında dosya içeriğine göre, davacı vekili, tıp alanındaki kongreye gitmenin görev gereği ve edimin yerine getirilmesi olduğunu iddia ederek, davacının izin almadan gittiğini kabul etmektedir. Belirtilen somut maddi olgulara göre, ortaklık nedeni ile işverenle sorun yaşayan, daha önce hastalara davranışı nedeni ile uyarılan ve hakkında şikayet bulunan ve en son izin almadan tıp kongresine katılarak devamsızlık yapan davacının bu davranışları ile işyerinde olumsuzluklara yol açtığı, bu durumda iş sözleşmesi ilişkisini sürdürmenin davalı işveren açısından beklenmez bir hal aldığı, feshin davacının davranışlarından kaynaklanan geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından davanın reddi gerekir. Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
Sonuç: 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK kaldırılmasına,
2. Davanın reddine,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70.50 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 500.00 YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 24.12.2007 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy