(1086 S. K. m. 163, 275, 415)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı ile maaş alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. Kırmaz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece davacının 1.6.2005 - 29.7.2005 tarihleri arasında 59 günlük ücretinin işverence ödenmediği kabul edilerek ücret alacağı isteği hüküm altına alınmıştır. Dosya içerisinde davacının 13.6-30.6.2005, 11.7-25.7.2005 tarihleri arasında ücretsiz izin kullanmak isteğine ilişkin izin belgeleri ve muvafakatnameler mevcuttur. Mahkemece söz konusu belgelere göre yeniden hesaplama yapılmak üzere dosyanın bilirkişiye gönderilmesine masraflarında 10 günlük kesin mehil maddesi içinde davalı tarafından yatırılmasına karar verilmiş, ancak masrafları yatırılmadığı gerekçesi ile dosya bilirkişiye gönderilmemiş ve söz konusu belgeler dikkate alınmamıştır. Ücretin ödendiğinin ispat yükü işverende olmakla birlikte davalı vekili davacının çalıştığını iddia ettiği tarihlerde ücretsiz izinde olduğunu savunarak buna ilişkin imzalı belgeleri dosyaya sunmuştur.
Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu 163. maddesinde biri yasal diğeri hakim tarafından tanınan iki türlü sürenin varlığı kabul edilmiş olup bu sürelere uyulmaması durumunda doğacak hukuksal sonuçlar açıklanmıştır. Hakim tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Böyle durumlarda verilecek maddenin iddia ve savunmayı kısıtlamayacak ve delillerin toplanmasını engellemeyecek şekilde uygun bir süre olması ve kesin mehile uyulmaması halinde doğacak sonuçlarında kararda açıkça gösterilmesi gerekir Somut olayda mahkeme verilen kesin sürenin sonuçları taraflara açıklanmamıştır. Bu durumda verilen süre bir sonuç doğurmayacaktır. Kaldı ki HUMK.nun 415. maddesi uyarınca "resen icraen emrolunan işlemin gerektirdiği gideri iki taraftan birinin veya her ikisinin tediye etmesine karar verilir. Tayin edilen bu süre içinde bu gider yatırılmamış ise ilerde icap edenlerden alınmak şartı ile devlet hazinesinden ödenmesine karar verilebilir." Mahkemece bu hüküm doğrultusunda da işlem yapılabileceği gibi HUMK 275. maddesine göre de çözümü hakim tarafından bilinemeyen özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulacağı düzenlenmiş olup davacının ücretsiz izin kullandığı tespit edildikten sonra mahkemece re'sen bakiye ücret alacağı hesaplanarak tespit edilebilir. Mahkemece tüm bu yönler gözetilmeden, işverence sunulan belgeler değerlendirilmeden, ücret alacağına ilişkin davalının itirazları karşılanmadan isteğin hüküm altına alınması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.07.2008 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy