(4857 S. K. m. 17, 18, 19, 20, 21)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem, kötüniyet tazminatları, fazla çalışma ve izin ücreti ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Ünal tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Kötüniyet tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı noktasında taraflar arasında tartışma söz konusudur.
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medeni Kanunun 2. maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi taktirde, fesih hakkı kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.
Fesih hakkını kötüye kullanan işverenin 17. madde uyarınca bildirim sürelerine ait ücretin 3 katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir.
Kötüniyet tazminatına hak kazanma ve hesabı yönlerinden 4857 sayılı İş Kanunu önemli değişiklikler getirmiştir. Öncelikle 17. maddenin 6. fıkrasının açık hükmüne göre, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir.
1475 sayılı İş Kanununda, "işçinin sendikaya üye olması, şikayete başvurması" gibi sebepler kötüniyet halleri olarak örnekseme biçiminde sayıldığı halde 4857 sayılı İş Kanununda genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikayet etmesi, dava açması veya şahitlikte bulunması nedenine bağlı fesihlerin kötüniyete dayanmaktadır.
Tazminatın hesabı da 4857 sayılı İş Kanunu ile açıklığa kavuşturulmuştur. Kötüniyet tazminatı ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarı olarak belirlenmiş ve ayrıca ihbar tazminatının ödenmesinin gerektiği kurala bağlanmıştır.
4857 sayılı İş Kanunun 17. maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kötüniyet tazminatını da kapsamakta olup, bu tazminatın hesabında da işçiye ücreti dışında sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler dikkate alınmalıdır.
Somut olayda, davacı işçi iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından kötüniyetli olarak feshedildiğini ileri sürerek kötüniyet tazminatı isteğinde bulunmuş, mahkemece istek doğrultusunda karar verilmiştir.
Fesih tarihinde yürürlükte olan 4857 Sayılı İş Kanununun 17. maddesinin 6.fıkrasında "bu kanunun 18, 19, 20 ve 21.inci maddelerinin uygulama alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir" şeklinde kurala yer verilmiştir.
Davacının hizmet akdinin feshedildiği 21.4.2006 tarihinde 4857 sayılı yasa yürürlükte bulunmaktadır. Anılan yasanın 17.maddesinde düzenlenen kötüniyet tazminatından yararlanılabilmesi için aynı yasanın 18 ve devamı maddelerindeki işe iade koşullarından yararlanamaması gerekir. Dosya içeriğinden işyerinde fesih tarihinde otuzdan fazla işçinin çalıştığı ve davacının altı aydan ziyade kıdeminin bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanan davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.07.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy