(4857 S. K. m. 13/C, 18, 19, 20, 21, 22)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İş sözleşmesi Disiplin Kurulu kararı ile feshedilen ve fesih bildirimi 14.03.2003 tarihinde yapılan davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin feshine neden olan zimmet suçlamasından dolayı beraatına karar verildiği, feshin geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ülkemizde 1475 sayılı İş Kanunu'nda yapılan değişiklik sonucu 4773 sayılı yasa ile iş güvencesi hükümleri kabul edilmiştir. 4773 sayılı yasa hükümleri 15.03.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 10.06.2003 tarihinde de 1475 sayılı yasayı yürürlükten kaldıran 4857 sayılı İş Kanunu yürürlüğe girmiş ve bu kanunun 18 ila 22. maddeleri arasında iş güvencesi hükümlerine yer verilmiştir. Gerek 1475 sayılı kanunun 4773 sayılı yasa ile eklenen 13/C ve gerekse 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinde, iş sözleşmesi feshedilen işçinin, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabileceği kuralına yer verilmiştir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
Dosya içeriğine göre, davacının iş sözleşmesi 14.03.2003 tarihinde yapılan bildirimle bu tarihte feshedilmiştir. Fesih bildirim tarihinde gerek 4773 ve gerekse 4857 sayılı yasalar yürürlükte bulunmamaktadır. Bu tarihte sendika işyeri temsilcileri dışındaki işçiler için feshin geçersizliği ve işe iadeyi öngören bir düzenleme bulunmamaktadır. Davacının fesih kararına karşı Toplu İş Sözleşmesi hükümleri gereği itiraz etmesi ve itirazın reddedilmesi yapılan fesih bildirimini ortadan kaldırmaz. Ayrıca fesih bildirim tarihine göre dava hak düşürücü süre içinde de açılmamıştır. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 20.YTL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 500-YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 04.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy