(2547 S. K. m. 38) (278 S. K. m. 19)
Dava: Davacı, fazla ödenen ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ.Polat tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 2547 Sayılı YÖK kanunun 38.maddesine göre Tübitak'ta görevlendirilen üniversite öğretim elemanlarına ikinci görev aylığı limitinde 1990 yılında 418 ve 422 sayılı KHK ile ve daha sonra 3670 Sayılı kanunla değişiklik yapılarak limit getirildiğini, bu sınırın da birinci derecenin dördüncü kademesinde bulunan bir genel müdürün aylık ve ek gösterge rakamlarını memur aylık kat sayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutar olduğu, görev yapacakları kurumca bu ödeme dışında başka bir ödeme yapılmayacağı kuralının getirildiği, Başbakanlık Teftiş kurulu Raporuna göre 1994 yılından 15.12.2003 tarihine kadar fazla ödemelerin tahsilini teminen başbakanlık oluru alındığı, alınan karar uyarınca limiti aşan ikinci görev aylığı ödemelerinin durdurulduğu 15.01.2004 tarihinden geriye doğru 60 gün içinde kalan kısmın geri ödenmesi istenmesine rağmen geri ödemenin yapılmadığını ileri sürerek fazla ödenen ücret alacağının hüküm altına alınması istenmiştir.
Davalı, zamanaşımının söz konusu olduğunu, ücretinin 278 sayılı kanunu 19. maddesine uygun olarak kurumca tespit edildiğini, davacı kuruma borcu olmadığını, ücret ödemelerinin verilen hizmet ve mesai karşılığı özel hukuk ilkeleri doğrultusunda taraflarca tespit ve kabul edildiğini, isteğin yerinde olmadığını savunmuştur.
Davanın açıldığı Sulh Hukuk Mahkemesince esas hakkında verilen kararın Yüksek 3.Hukuk Dairesince görev nedeni ile bozulmasından sonra bu mahkemece görevsizlik kararı verildikten sonra davaya İş Mahkemesi tarafından bakılarak esas hakkında karar verilmiştir.
Mahkemece, 278 sayılı yasanın 19. maddesinin daha önce olmasına rağmen, 2547 sayılı kanunun 38. maddesine nazaran daha özel bir durum arz ettiği, davalının davacı ile yaptığı sözleşmelerin 278 sayılı kanun 19.maddesine uygun olarak yapıldığı, ödemelerin sözleşme kapsamına göre yapıldığı, yapılan işin karşılığı bu meblağın verildiği kanaati ile davanın reddine karar vermiştir.
Dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde: Davacının 278 sayılı kuruluş yasasının 19. maddesine göre davacı kurumda görevlendirdiği davalıya, davalının tabi bulunduğu 2547 sayılı yasanın 38 / son maddesi hükmüne aykırı olarak fazla ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı arasında iş sözleşmesi bulunmamaktadır.
2547 sayılı kanunun 38. maddesine göre davacı kurumda görevlendirilen davalıyla Tübitak kurumunun 19. maddesi uyarınca bir sözleşme yapılmışsa da bu sözleşme statü hukukunu ilgilendirmektedir.
Davalının statüsü ile ilgili 2547 sayılı yasanın 38/son maddesindeki kuralın olayda uygulanması gerekir. İlk önce Sulh Hukuk Mahkemesine açılan bu davada verilen karar Yüksek 3. Hukuk Dairesince davaya bakmak görevinin İş Mahkemesine ait olduğu belirtilerek görev nedeni ile bozulduktan sonra Sulh Hukuk mahkemesince verilen görevsizlik kararının HUMK'nun 25/3 maddesine göre sonraki mahkeme olan İş Mahkemesini bağlaması nedeniyle mahkemece esasa ilişkin karar verilmesi doğrudur. Ancak toplanan deliller uyarınca, (Dairemizin emsal olarak geçen 2007/8758 E, 2007/37427 K.no.lu kararında da belirtildiği gibi) davanın kabulü gerekirken mahkemece yazılı şekilde reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.12.2008 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy