(4857 S. K. m. 17) (2547 S. K. m. 56) (492 S. K. m. 13)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ.Polat tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Kötü niyet tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı noktası taraflar arasında tartışmalıdır.
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medeni Kanunun 2. maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde, fesih hakkı kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.
Fesih hakkını kötüye kullanan işverenin 17. madde uyarınca bildirim sürelerine ait ücretin 3 katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir.
Kötüniyet tazminatına hak kazanma ve hesabı yönlerinden 4857 sayılı İş Kanunu önemli değişiklikler getirmiştir. Öncelikle 17. maddenin 6. fıkrasının açık hükmüne göre, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötü niyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir.
1475 sayılı İş Kanununda, "işçinin sendikaya üye olması, şikayete başvurması" gibi sebepler kötüniyet halleri olarak örnekseme biçiminde sayıldığı halde 4857 sayılı İş Kanununda genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikayet etmesi, dava açması veya şahitlikte bulunması nedenine bağlı fesihlerin kötüniyete dayanmaktadır.
Tazminatın hesabı da 4857 sayılı İş Kanunu ile açıklığa kavuşturulmuştur. Kötüniyet tazminatı ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarı olarak belirlenmiş ve ayrıca ihbar tazminatının ödenmesinin gerektiği kurala bağlanmıştır.
4857 sayılı İş Kanunun 17. maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kötüniyet tazminatını da kapsamakta olup, bu tazminatın hesabında da işçiye ücreti dışında sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler dikkate alınmalıdır(Yargıtay 9.HD. 12.6.2008 gün 2007/21422 E, 2008/15336 K).
Somut olayda davacı işçinin çalıştığı işyeri Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığı İktisadi İşletmesi lokalidir. Ancak Fen Fakültesi tüzel kişiliği haiz müstakil bir kurum olmayıp Ankara Üniversitesi Rektörlüğü bünyesindedir. Dolayısı ile davacı işçinin işvereni Ankara Üniversitesi Rektörlüğüdür. Kaldı ki, dava da bu kuruma karşı açılmış ve hakkında hüküm kurulmuştur. Bu durumda mahkemece, fesih tarihinde Ankara Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde çalışan işçi sayısının 30 işçinin altında olup olmadığı tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenip, 30 işçinin üzerinde olduğunun anlaşılması durumunda davacı işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanacak durumda olması nedeni ile kötü niyet tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı saptama ile karar verilmiş olması hatalıdır.
3- Davalı tarafça, davacının 06.12.2006 tarihli ıslah dilekçesinden sonra verilen 18.12.2006 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürülmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda fazla çalışma ücretinin 01.07.2001 tarihinden itibaren hesaplanmıştır. Mahkemece ıslahtan sonra ileri sürülen zamanaşımı def'i hakkında bir değerlendirme yapılmamış olması da doğru değildir.
4- Mahkemece alınan 21.11.2006 tarihli ilk bilirkişi raporunda fazla mesai ücreti hesabı yapılmış ve toplam %30 indirimli tutarının 7.714,65.YTL. olduğu belirlenmiştir. Davacı ise ıslah dilekçesinde, fazla mesai ücretlerinin hatalı olarak toplandığını, net fazla çalışma ücretinin toplandığında 3.390.YTL. olması gerekirken 7.714,65.YTL olarak toplandığını ileri sürerek fazla çalışma ücreti isteğini 3.390.YTL. olarak ıslah etmiştir. Alınan 27.03.2007 havale tarihli ek raporda fazla çalışma ücreti, fiilen çalışılmayan süre çıkartılarak yeniden hesaplanmış, bu kez, %30 indirimli tutarın toplamı 7.547,39.YTL. olarak hesaplanmıştır. Davacı vekili 20.04.2007 tarihli dilekçesinde bilirkişi raporunda toplama hatası yapıldığını, fazla çalışma ücretinin toplamının 4.604.011.550.TL. tutuğu, %30 indirildiğinde 3.222,8.YTL. olduğunu, bilirkişi raporundaki maddi hatanın düzeltilerek bu şekilde karar verilmesini istemiştir. Hükme esas ek raporda belirlenen fazla çalışma ücreti tutarlarının toplamı davacı tarafın beyan ettiği miktar kadar olmasına rağmen ıslah edilen 3.390.YTL. hüküm altına alınmış olması yerinde değildir.
5- Davalı kurum 2547 Sayılı Yasanın 56/b ve 492 Sayılı Yasanın 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olmasına rağmen harca mahkum edilmesi de ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 18.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy