(4857 S. K. m. 18, 20, 25)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, işverene ait tedarikçilerin gönderdiği malzemelerden açığa çıkan karton, naylon ve kağıt atıklarının işletmenin arka sahasındaki bölmelerde depolandığını, alınan duyum üzerine 17.12.2004 tarihinde yapılan inceleme sonucu firmaya ait bu atıkları davacı işçinin yönetime haber vermeksizin haftada bir hurdacıya sattığını ve bedelini tahsil ederek şirkete vermediğinin saptandığını, bu davranışının işverenin güvenini kötüye kullanma olduğunu, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II maddesi uyarınca feshedildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece savunmaya değer verilerek, davacının işverenin güvenini kötüye kullandığı, davranışının iyiniyet ve doğruluk kurallarına aykırı olduğu, feshin haklı nedene dayandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/2 maddesi uyarınca feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi fesihte sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasında bulunacaktır. İspat yükü ise işverendedir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispatla yükümlüdür (m. 20/f.2). İşçinin feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi ve bunu ispatlaması, işverenin geçerli fesihle ispat yükünü ortadan kaldırmaz.
Gerek işverenin geçerli sebebin varlığı gerekse işverenin gösterdiği sebep dışında bir sebeple dayandığı ileri sürülmesi durumunda bu vakıalar bir hukuki işlem olmadığından takdiri delillerle ispatı mümkündür.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması olasılığından kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, her şeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
Dosya içeriğine göre ispat yükü kendisinde olan davalı işveren davacı işçinin iş sözleşmesini, işverenin güvenin kötüye kullandığı, firmaya ait bu atıkları davacı işçinin yönetime haber vermeksizin haftada bir hurdacıya sattığını ve bedelini tahsil ederek şirkete vermediğinin saptandığı gerekçesi ile feshetmiştir. Delil olarak bir tutanak ve tutanak tanzimcisi tanık anlatımına dayanmıştır. Ancak tanık anlatımlarından ve dosya içeriğinden, yönetim değişikliğinden önce işyerinde hurdaların satışı nedeni ile bir fon oluşturulduğu, işçilere bu fondan ödeme yapıldığı, davacının bu işte görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Yönetim değişikliği sonrası, bu fonun kaldırıldığına dair bir kayda ve bu yönde işverenin kararına ve davacıya yapılmış bir ihtara rastlanmamıştır. Ayrıca davacının menfaat temin ettiği iddia edilmiş, ancak ne kadar atık sattığı, kime sattığı ve karşılığında ne aldığı belirtilmemiştir. Keza bu atık maddelerin depolanması, satılması ve değerinin fonda toplanmasına ilişkin kayıt tutulup tutulmadığı da anlaşılamamıştır. Kısaca somut uyuşmazlıkta, davacının davranışının hangi sözleşmesel yükümlülüğü ihlal ettiği açıklığa kavuşmamış, davacının davranışının ne şekilde olumsuzluklara yol açtığı belirlenmemiş, ayrıca bu sözleşme ihlali nedeni ile işverenin işletmesel menfaatinin zarar görüp görmediği araştırılmamıştır. Mahkemece, atıkların satılması nedeni ile oluşturulan fonla ilgili kayıt tutulup tutulmadığı, yönetim değişikliğinden sonra bu uygulamanın kaldırılıp kaldırılmadığı, bu konuda işveren kararı olup olmadığı, en son olay nedeni ile ne kadar atık madde satıldığı, bunun karşılığında ne kadar bedel alındığı, davacının bu bedeli zimmetine geçirip geçirmediği somut delillerle araştırılmalı ve açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy