(4857 S. K. m. 17, 18, 19, 20, 21, 41, 46, 57) (1475 S. K. m. 14) (2821 S. K. m. 31)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem ve iş güvencesi tazminatı, yıllık izin, ücret alacağı ile fazla çalışma, hafta tatili ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Bıçaklı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında iş güvencesi tazminatı uyuşmazlık konusudur. Kararın dayanağı Toplu İş Sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce imzalanmıştır. Toplu iş sözleşmesinin 40. maddesinde, İşyerinde çalışmakta olan işçiler keyfi olarak ve haksız bir sebepten dolayı gerek bireysel gerekse toplu şekilde işten çıkarılamazlar. Keyfi ve haksız bir sebeple işten çıkarmalarda, işveren işten çıkardığı her işçiye; yasalar ve toplu iş sözleşmeleri ile kazanılan hakların dışında ve ayrıca maaşının 12 katı (1 yıllık maaş) tutarında iş güvencesi ödeneği ödemeyi taahhüt eder hükmü, cezai şart tazminatı olarak düzenlenmiştir. Sözleşmenin feshedildiği tarihte yürürlükte olan 4857 sayılı yasa ile ülkemizde iş güvencesi hükümleri ve özellikle feshin geçersizliğini isteme hakkı getirilmiş ve yasanın 17 ve 21. maddelerinde iş güvencesi kapsamında kalan işçinin bir aylık süre içinde dava açmadığı takdirde kötüniyet tazminatı isteyemeyeceği, feshin geçerli hale geleceği hususları açıkça belirtilmiştir. Buna paralel olarak 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31/6 maddesinde de iş güvencesi kapsamında kalan işçinin sendikal tazminat isteyemeyeceği kuralına yer verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacı işçinin 4857 sayılı yasa ile getirilen iş güvencesi kapsamında olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece işyerinde çalışan işçi sayısı araştırılarak davacının iş güvencesi hükümleri kapsamında olup olmadığı belirlenmemiştir. Davacı yasanın 18-21. maddelerinde düzenlenen işe iade koşullarından yararlanabilecek bir işçiyse, Toplu İş Sözleşmesinin 40. maddesinde düzenlenen iş güvencesi ödeneğini talep edemez. 4857 sayılı yasanın belirtilen düzenlemesi karşısında, daha önce imzalanan TİS hükmündeki cezai şart niteliğindeki istek konusu tazminatın, iş güvencesi kapsamına giren davacı açısından, önemi kalmamıştır. Mahkemece yapılacak iş davacı iş güvencesinden yararlanma koşullarını taşıyorsa isteğin reddine karar vermektir. Eksik incelemeyle söz konusu alacağın karara bağlanması hatalı olmuştur.
3- Dosya içeriğine göre, davacıya işverence 3.492 YTL kıdem tazminatı ödendiği uyuşmazlık dışıdır. Mahkemece tüm hizmet süresi için kıdem tazminatı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu ödemenin mahsubu gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy