(4857 S. K. m. 20, 21)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının 08.09.2006 tarihinde ücretli izine ayrıldığını, ücretli izne ilişkin tüm haklarının ödendiğini, 12.11.2006 tarihinde piyasadaki talep daralması nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğini, işe iade davasının açıldığı tarih itibariyle davacının işyerinde çalışmakta olduğunu, çalışmakta olan işçinin işe iade davası açamayacağını, feshin geçerli nedene dayandığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, feshin sendikal nedene dayandığı sonucuna varılarak, davacının işe iade isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, 08.09.2006 tarihinde ücretli izine çıkarıldığını, ancak izin ücretinin ödenmediğinden şüphelenerek akdinin feshedildiği düşüncesi ile 05.10.2006 tarihinde işe iade davası açmıştır. İşveren, 08.09.2006 tarihinde işlerinin piyasadaki talep daralması sebebiyle davacıyı ücretli izne çıkardığını, bilahare izin ücretini de ödediğini, ancak işlerinin düzelmemesi üzerine davacının dava açmasından sonra 12.11.2006 tarihi itibariyle iş sözleşmesini feshettiğini savunmuştur. 08.09.2006 tarihinde işveren tarafından yazılı veya sözlü olarak fesih iradesi açıklanmamıştır. Bu tarihte davacı da ücretli izine çıkarıldığını kabul etmiş, ancak bilahare izin ücretinin ödenmediği gerekçesi ile iş sözleşmesinin anılan tarih itibariyle feshedildiğinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Belirtmek gerekir ki, sözü edilen iznin yıllık ücretli izin olduğu taraflarca iddia edilmediğinden, izin süresine ilişkin ücretin peşin ödenmesi gerekmez. Ücretli izine çıkarıldığı ve izin ücretinin ödendiği olgusunun davacı tarafından da kabul edilmesi karşısında anılan tarih itibariyle bir fesihten söz edilemez. Bu dava tarihinden sonra işveren tarafından 12.11.2006 tarihi itibariyle gerçekleştirilen fesih, yeni bir işe iade davasına konu olabilir. Mevcut delillere göre iş sözleşmesinin 08.09.2006 tarihinde işveren tarafından feshedildiği kanıtlanmadığından, bu fesih iddiasına dayalı açılan davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-
İş Mahkemesi'nin 13.04.2007 gün ve 941-216 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- Davanın reddine,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 20,00 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre, 450,00 YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 17.09.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy