(4857 S. K. m. 24, 32, 34) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla. dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi. gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 17.04.1996 tarihinden itibaren davalıya ait işyerinde çalıştığını. son dönemde ücretlerin zamanında ve düzenli olarak ödenmediğini. yaklaşık 2 ayı aşkın süreden beri ücretlerini hiç alamadığını, durumun dayanılmaz hal alması üzerine iş sözleşmesini 4857 Sayılı İş Kanunun Madde 24/E bendi hükmü uyarınca haklı olarak 07.12.2004 tarihinde fesih ettiğini, son aylık net ücretinin 575.00 YTL olduğunu iddia edip fazlaya ait hakkını saklı tutarak kıdem tazminatı, iki aylık ücret, fazla mesai ücreti ve ücretli izin alacağının işletilecek faizleriyle birlikte ayrıca dava tarihine kadar işlemiş faizi alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının mazeret beyan etmeden işe devamsızlığı nedeni ile iş sözleşmesinin 13.12.2004 tarihinde feshedildiğini. ödenmediğini iddia ettiği ücretinin 09.12.2004 tarihinde bankadaki hesabına yatırıldığını 4857 Sayılı İş Kanunun 34. Maddesine göre ödemelerin 20 güne kadar geciktirilmesinin mümkün olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının Ekim 2004 ayı ücretinin bordro ile ödendiği, Kasım 2004 ayı ücretinin ise feshin tebliğinden önce 09.12.2004 tarihinde banka hesabına yatırıldığı. ücret alacağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; Nisan 2004 ayından itibaren davacının ücretinin vaktinde ve tam olarak ödenmediği ödemelerin gecikmeli olarak ve bölüm. bölüm yapıldığı iki ay geçmesine rağmen hiç ödeme yapılmaması üzerine davacı bu durumları sebep göstererek iş sözleşmesini 07.12.2004 günü fesih edip 08.12.2004 tarihinden itibaren işe gitmediği anlaşılmaktadır. İş sözleşmesinin davacı tarafından fesih edildiği mahkemenin de kabulündedir. Fesih bakımından uyuşmazlık davacı işçinin derhal fesih hakkının doğup doğmadığı, başka bir anlatımla fesih sebebi yaptığı olguların yasada öngörülen fesih nedenini oluşturup oluşturmadığı yönüne ilişkindir. 4857 Sayılı İş Kanunun uyuşmazlık ile ilgili 32. maddesinin 4. fıkrasında ücretin ayda bir ödeneceği hükme bağlanmış; aynı yasanın madde 24/e fıkrası hükmünde işveren tarafından işçinin ücretinin kanun hükümleri veya iş sözleşmesi şartları gereğince hesap edilmez veya ödenmezse işçinin sözleşmeyi fesih edebileceği belirtilmiştir. Ücretin ödeme zamanını belirleyen hüküm kamu düzenine ilişkin olup bir aylık sürenin geçmesi ile işverenin ücreti derhal ödemesi zorunludur. Bu hükme uyulmaması, yani ödemenin geciktirilmesi halinde İş Kanununun 24/e maddesinde işçiye sözleşmeyi derhal fesih etme hakkı tanınmıştır. Davalının savunmasında ileri sürdüğü İş Kanununun 34. maddesinin uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmamaktadır. Somut olayda Nisan 2004 ayından itibaren ücretin vaktinde ve tam olarak ödenmeyip bölüm, bölüm ödenmesi son olarak geciktirmenin iş sözleşmesinin eylemli olarak sona erdirildiği 08.12.2004 gününe kadar devam etmiş olması işçiye sözleşmeyi derhal fesih etme hakkı veren hallerden olup davacı işçi bu nedenle sözleşmeyi 07.12.2004 günü fesih edip 08.12.2004 tarihinden itibaren iş ilişkisini eylemli olarak sona erdirdiğine göre kıdem tazminatını talep hakkı doğmuştur. Buna rağmen kıdem tazminatı isteminin reddedilmiş olması hatalıdır.
Öte yandan, davacı gerçek ücretinin 575,00 YTL olduğunu iddia ederek Ekim ve Kasım 2004 aylarına ait ücretlerini talep etmiştir. Mahkemece Ekim 2004 ayı ücretinin bordro ile ödendiğini Kasım 2004 ayı ücretinin banka hesabına yatırıldığı belirtilerek söz konusu talepler reddedilmiştir. Ancak, işyerinde ücretlerin banka aracılığıyla ödendiği anlaşılmaktadır. Bu şekilde yapılan ödemelerde işverenin ücret borcunu ifa ettiğinin kabul edilebilmesi için ücretin banka hesabına yatırılması gerekir. Dosyada bulunan banka hesap ekstresinde davacının Ekim 2004 ayı ücretinin yatırıldığına dair bir kayıt yoktur. Ücret bordrosunun imzalı olması ücretin ödendiğini göstermeyeceğinden Ekim 2004 ayı ücretinin banka hesabına yatırılmamasının nedeni araştırılıp belirlemeden bordroya itibarla ödendiğinin kabulü ile sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Diğer taraftan davacının ücret alacağının bulunup bulunmadığına yönelik incelenme yapılırken iddia edilen ücret miktarının gerçek olup olmadığının da saptanması gerekir. Davacı tanıkları davacının iddia ettiği ücret miktarını doğrulamışlardır. İmzasızda olsa dosyaya sunulmuş belgelerde de iddia edilen ücret miktarı yazılıdır. Ticaret odasının cevabı da tanık sözlerini destekler ve doğrular niteliktedir. Bütün bu delillere göre davacının iddia ettiği ücret miktarının gerçek ücreti olduğu kabul edilerek ücret alacağı talebinin bu miktara göre incelenip belirlenmesi gerektiği gözetilmeden sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Bunlardan başka davacı fazla mesai ücreti talep ettiği halde fazla mesai iddiasına ilişkin olarak herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı gerekçe ile reddi de hatalı olmuştur.
Bütün bu açıklamalara göre yapılacak iş: Öncelikle davacının fazla mesai talebi yönünden gerekli araştırma ve inceleme yapılmalı gerekirse taraf tanıkları çağrılıp bu konuda beyanları alınarak ve fazla mesai yapıp, yapmadığı tespit edilmeli davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, gerçek ücretinin 575,00 YTL olduğu kabul edilmeli Ekim 2004 ayı ücretinin banka hesabına yatırılmamasının geçerli bir neden dayanıp dayanmadığı belirlenmeli, bundan sonar gerçek ücret üzerinden kıdem tazminatı ve Ekim 2004 ayı ücreti ödenmemiş ise tamamının, ödenmiş ise farkının, Kasım 2004 ayı ücret farkının, varsa fazla mesai alacağının ayrıca davalı işverenin temerrüde düştüğü tarihi ile dava tarihi arasında geçen süre için işlemiş faiz alacağının tespiti bakımından bilirkişiden ek rapor alınmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç uyarınca karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile kurulan hüküm hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy