(818 S. K. m. 61, 66) (5411 S. K. m. 141, 170, Geç. m. 11, 13, 16) (4389 S. K. Ek m. 1, 2, 3, 4, 5, 6) (YHGK. 05.04.2006 T. 2006/12-110 E. 2006/122 K.) (YHGK. 22.10.2003 T. 2003/4-400 E. 2003/393 K.)
Dava: Davacı, uğranılan zararın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, .......... bank eski şube müdürü olan davalının görevi sırasında kaydi olarak gerçekleştirilmeyen arbitraj işlemini yapılmış gibi göstererek, müşterilere daktilo ile düzenlenmiş hesap cüzdanı verdiğini, kur riskinin 30 ay boyunca taşınmasına neden olarak bankayı zarara uğrattığını, hakkında iki ayrı soruşturma raporu düzenlendiğini belirterek banka alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Zamanaşımı definde bulunan davalı, dava konusu işlemin başlangıç tarihinin 01.06.1995 olup, müfettiş raporu ile zararın 14.06.2002 tarihinde öğrenildiğini ifade etmiş, ayrıca bankayı zarara uğratmasının söz konusu olmadığını savunmuştur.
Mahkemece işçinin çalışırken haksız eylem niteliğindeki hareketi ile işvereni zarara uğratması eylemi nedeniyle zamanaşımı sürelerinin BK. 66'da yer alan 1 ve 10 yıllık süreler olduğu, davacı tarafından bildirilen 5020 Sayılı Yasa ile Bankacılık Yasası'na eklenen ek madde 3'teki düzenlemenin zararın banka alacağından kaynaklanmaması nedeniyle uygulanmasının olası olmadığı, işlemin 01.06.1995 tarihinde yapılmasının yanı sıra 14.06.2002 tarihli müfettiş raporu ile varlığı iddia edilen zararın ve sorumlunun öğrenildiği, 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle dava reddedilmiş, sorumluluk ve zarar hususları araştırılmamıştır.
Uyuşmazlık, ........... bank'ta görevli işçinin eylemi nedeniyle doğduğu iddia edilen işveren banka zararı nedeniyle, daha sonra bankanın fona devredilmesi üzerine, zarar sebebiyle alacak davasında uygulanacak zamanaşımı süresinin yasal dayanağına ilişkindir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.04.2006 tarih ve E. 2006/12-110, K. 2006/122 sayılı kararı ile; 4389 Sayılı Kanun ve bunu değiştiren tüm kanunlar 01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. 5411 Sayılı Kanun 5472 Sayılı Kanunla değişikliğe uğramış, bu değişiklik 14.03.2006 tarih ve 26108 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
Öncelikle; alacaklı bankanın ve alacağının yasal konumunun belirlenmesine yönelik olarak, 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve bu kanunu değiştiren tüm kanunlar ile 01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak bu kanunları yürürlükten kaldıran 5472 Sayılı Kanunla değişik 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun ilgili hükümlerinin irdelenmesinde yarar vardır.
4389 sayılı Bankalar Kanunu'na 5020 S.K.'nun 27. maddesi, ile eklenen Ek. 5. maddede; Kamu bankalarında tasfiye halindeki ........... Bankası A.Ş. dahil" ve sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yetersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları, kabul kredileri ve availer, taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı ayni hak tesisine ilişkin sözleşmeden doğan hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere Fon ve Hazine alacaklarına ilişkin tedbir, takip ve tahsil hükümleri bankalarınca uygulanır denilmekte;
5020 Sayılı Kanunla eklenen ek madde 3'te de;
... Bu kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ve bu kanuna göre Hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır. Fon alacakları ve bu kanuna göre Hazine alacağı sayılan alacaklar bakımından bu sürenin başlangıcı fon tarafından ödeme yapılmasına veya yapılacak olmasına sebebiyet veren kişilerin fiillerinin gerçekleştirdiği tarihten itibaren başlar hükmü yer almaktadır.
Davanın devamı sırasında 01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile 4389 sayılı Bankalar Kanun ve bunu değiştiren tüm kanunlar, bu kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere yürürlükten kaldırılmış; 5411 Sayılı Kanun 5472 Sayılı Kanunla değişikliğe uğrayarak, bu değişiklik de 14.03.2006 tarih ve 26108 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun;
Yürürlük başlıklı 170. maddesinde;
Bu kanunun; 90 ve 91'inci maddeleri bu kanunun yayımı tarihinden iki ay içinde, 168'inci maddesinin (B), (C), (D) ve (E) fıkraları 01.01.2006 tarihinde, diğer maddeleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Zamanaşımı başlıklı 141. maddesinde;
Bu kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır.
Kaldırılan ve Değiştirilen Hükümler başlıklı 168. maddesinde A fıkrasında;
Bu kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere, 18.06.1999 tarihli 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Geçici madde 11'de;
Bu kanunun yayımı tarihinden önce, 26.12.2003 tarihine kadar temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi fona intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri fon eliyle yürütülen veya fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü fon alacakları tahsil edilinceye kadar bu kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 Sayılı Kanunun 14, 15, 15/a, 16, 17, 17/a ve 18'inci maddeleri, ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6'ncı maddeleri ile geçici 4'üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasına devam edilir .....
Geçici Madde 13'te;
Sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda (Tasfiye halinde.............Bankası A.Ş. dahil) 26.12.2003 tarihinden önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yetersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları, kabul kredileri ve availer, taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı ayni hak tesisine ilişkin sözleşmeden doğan hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere Fon alacaklarının tahsiline ilişkin 123, 134, 136, 137, 138, 140, 142 ve 165'inci madde hükümleri, tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması, tüzel kişilerin kanuni temsilcileri ile borçlu ve borçla diğer ilgililerin yurt dışına çıkmasını yasaklama dahil bankalarınca uygulanır.
Geçici madde 16'da;
Bu kanun ile fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda fon lehine getirilen hükümler makable şamildir hükümleri yer almaktadır.
Görüldüğü üzere; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, bu kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere, 18.06.1999 tarihli 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ek ve değişikliklerini yürürlükten kaldırmıştır. Yukarıya içerikleri aynen alınan geçici maddeler hükümlerinde ise, açıkça 4389 Sayılı Kanunun ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6'ncı maddeleri ile geçici 4'üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği ifade edilmiştir.
Uygulanmaya devam edilecek hükümlerden 4389 Sayılı Kanun ek 5. madde kapsamına alacaklı T..............Bankası A.Ş. de girmektedir. Bunun sonucu olarak, yine aynı kanunun 5020 Sayılı Yasa ile eklenen Ek Madde 3'te yer alan; bu kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ve bu kanuna göre Hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu ifade eden hükmün de alacaklı yönünden uygulanacağının kabulü gerekir. Zira, açıklanan bu hükümleri ayakta tutarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, yukarıya aynen alınan Geçici Madde 16'da da açıkça bu alacaklar yönünden getirilen fon lehine hükümlerin fon alacakları yönünden geçmişe etkili olacağını düzenlemiştir. Bu hükümden Hazine alacaklarını ayrı düşünmek, ayakta tutulan eski yasa hükümleri de birlikte değerlendirildiğinde olanaklı değildir. Bu bakımdan 5411 Sayılı Kanunun geçici madde 16'nın Hazine alacakları yönünden de geçerli olduğu belirgindir.
Uyuşmazlığın çözümünde ayakta bırakılan eski yasa hükümleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümlerinin birlikte ele alınıp, sonuca varılması gerekmektedir. Zira, yasa koyucunun geriye etkililik unsurunu açıkça getirmiş olması, bu alacakların tahsilinin sağlanması amacını ortaya koymaktadır. Şu durumda, geriye etkililiği (makable şamil olmayı) kabul eden 5411 Sayılı Yasanın bu açık hükmü karşısında yürürlük tarihi bu hükümler yönünden yayım tarihi olmakla birlikte, etkisini yayım tarihinden önceki alacaklar yönünden doğuracağının kabulü gerekir.
Öte yandan zamanaşımı süresinin başlayabilmesi için haksız eylemin tüm unsurları ile gerçekleştiği ve hukuken bu niteliğe büründüğü tarihten itibaren başlayacağı Yargıtay'ca benimsenmiştir (YHGK, 04.06.2003 tarih ve 2003/4-400 E. -2003/390 K).
Somut olayda davalıya isnad edilen eylemin başlangıç tarihi 01.06.1995'tir, kur riskinin taşınmasıyla sürdüğü anlaşılmaktadır. Banka müşterilerinin paralarını çekmek istemeleri nedeniyle banka tarafından belirtilen meblağlar 03.06.1998 tarihinde karşılanmıştır. Davacı hakkında her ikisi de 14.06.2002 tarihini taşıyan iki müfettiş soruşturma raporu bulunmaktadır.
5411 sayılı Bankalar Kanunu'nun 141. maddesi gereğince, bu kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı 20 yıldır. Yine aynı yasanın geçici 16. maddesine göre anılan kanun ile fon alacağının tahsili bakımından zamanaşımı ve diğer konularda fon lehine getirilen hükümler geriye etkilidir (makable şamil olmak). Sözü edilen açık hükmü karşısında yürürlük tarihi yayım tarihi olmakla birlikte, etkisinin yayım tarihinden önceki alacaklar yönünden hüküm doğuracağının kabulü gerekir. Öte yandan buradaki zarar doğurucu eylem temadi etmektedir. Tüm unsurları ile gerçekleşmemiştir. Bankanın ilk zararın doğduğu tarih müşterilerin paralarını çekmek istemeleri üzerine banka tarafından ödemenin yapıldığı 03.06.1998'dir. Kaldı ki 10 yıllık zamanaşımı süresi de dolmamıştır. Banka çalışanının eylemi nedeniyle bankaya verdiği zarar banka alacağıdır. ............bank'ın fona devredilmesiyle aynı alacak fon alacağı olarak değerlendirilir. Bu durumda zamanaşımının geçtiğinden söz edilemez. Zarar, sorumluluk ve kusur hakkında gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 09.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy