(5521 S. K. m. 1, 3) (4603 S. K. m. 2, Geç. m. 6)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, görevsizlik kararı vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Göktaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, davalı banka bünyesinde müfettiş olarak çalışmakta iken, 1.12.2001 tarihi itibariyle 4603 sayılı yasa kapsamında davalı banka ile belirsiz süreli hizmet sözleşmesi imzalandığını, 26.12.2003 tarihinde iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini, yasal süresi içinde İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 2005/2268 esas sayılı dosyası ile açtığı davada adli yargının görevli olduğu gerekçesi ile davanın reddedildiğini, davasını süresinde İş Mahkemesinde açtığını ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, sözleşmesi feshedilerek 4603 sayılı yasaya 4743 sayılı yasa ile eklenen geçici 6. maddenin 4. fıkrası uyarınca ismi Devlet Personel Başkanlığına bildirilenler tarafından açılan davaların görüm ve çözüm yerinin idari yargı olduğunu belirterek davanın görev yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 4603 sayılı yasaya 4743 sayılı yasa ile eklenen 6. maddeye göre davacının iş sözleşmesinin feshedilerek istihdam fazlası personel olarak isminin Devlet Personel Başkanlığı'na bildirildiği, istihdam fazlası personel olarak belirlenme işleminin kamu gücü kullanılarak yapılan işlemler olduğu ve idari yargının denetimine tabi olduğu, bu nedenle idari yargının görevli olduğu gerekçesi ile yargı yolu yanlışlığı nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
4603 sayılı Kanunla, Ziraat Bankası 233 ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamından çıkarılarak; Kamu İktisadi Teşebbüsü niteliğini kaybettiği, Bankalar Kanunu ile genel hükümlere tabi olarak etkinlik gösteren, anonim şirket statüsünde, kamu sermayesi ile kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisi halinde dönüştürülmüştür. Bankanın anonim şirket olarak yapılanmasından sonra davacı 27.10.2001 tarihli dilekçe ile 4603 sayılı Kanunu'nun 2/3. maddesi gereğince o tarihte yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu'na tabi olarak çalışmak istediğini belirtmiş ve banka ile 1.12.2001 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesini imzalamıştır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre iş mahkemeleri iş kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeridir. Yine 4603 sayılı Kanunun 3. maddesinin 5.fıkrasında Bankalarda 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak çalışanlarla bankalar arasında çıkacak ihtilaflarda İş Mahkemeleri Görevlidir kuralına yer verilmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, davacının iş sözleşmesine bağlı olarak özel hukuk tüzel kişisi olan davalı bankada çalışmakta iken, iş sözleşmesinin feshedildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda İş Mahkemelerinin görevli olacağı açıktır. Mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile dava dilekçesinin görev yönünden reddi hatalı olmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy