(4857 S. K. m. 17, 32) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, bakiye ücret alacağı, işe başlatmama tazminatı, tahsil tazminatı, ikramiye, ilave tediye, sondaj, ağır ve tehlikeli işler primi ile çocuk, aile ve öğrenim yardımı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Betin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı ile boşta geçen sürenin 4 aylık ücreti için fark alacak talepleri ile birlikte Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan isteklerde de bulunmuştur. Dava dilekçesi içeriğine göre; Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma hakkının doğduğu tarihten fesih tarihine kadar geçen devre bakımından boşta geçen süreye ait 4 aylık fark ücret isteğinin dışında fark ücret talebi yoktur. Başka bir anlatımla davada fark ücret isteği sadece geçersiz fesihten sonraki 4 aylık süreye ait olup bunun dışında fark ücret alacağı talebi bulunmamaktadır. Bilirkişi tarafından 4 aylık süre için fark ücret alacağı hesaplanması yerindedir. Ancak Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan dava konusu taleplerin ait olduğu dönem dava dilekçesinde açıkça belirtilmemiş ise de davacı vekili 24.3.2006 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinde davadaki taleplerinin sendika üyeliğinin başladığı 23.11.1999 tarihinden itibaren geçen süreye ait olduğunu beyan ettiğinden bu beyan ve daha önce 10. İş Mahkemesinde sonuçlanmış olan 2003/777 esas sayılı dava kapsamı dikkate alınmadan 4 aylık süre için yapılan hesaplamaya itibarla sonuca gidilmesi isabetli olmamıştır.
Öte yandan, davacıya 20.3.1990-15.4.1995 tarihleri arası süre için ödenmiş kıdem tazminatının yasal faizi ile birlikte mahsubu doğrudur. Ancak, dairemizin yerleşmiş görüş ve uygulamalarına göre; geçersiz fesih sırasında ödenen ve kıdem tazminatının, işe başlatılmamak suretiyle gerçekleşen fesih tarihinde hak kazanılan kıdem tazminatından faizsiz olarak mahsup edilmesi gerektiği halde faizi hesaplanıp mahsup yapılması doğru değildir.
Bütün bu açıklamalar ışığında yapılacak iş, davacının Toplu İş Sözleşmesine dayanan taleplerinin geçersiz fesih sonrası 4 ayla sınırlı olmadığı nazara alınarak öncelikle 10. İş Mahkemesinde sonuçlanan davanın kapsamı dışında kalan devrede bu isteklerinden kaynaklanan alacaklarının ödenip ödenmediği araştırılmalı, ödeme yoksa dava kapsamı dönem için hesaplanması ve geçersiz fesih sırasında ödenen kıdem tazminatının faizsiz mahsubu yapılarak fark kıdem tazminatının belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınmalı bundan sonra deliller değerlendirmeye tabi tutularak sonuca gidilmelidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan yönler gözetilmeden hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda oluşturulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.12.2008 gününde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy