(4857 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, yılık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti, alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği davalı Şafak Temizlik Ltd. Şt. yönünden kısmen hüküm altına almış; davalı DSİ Genel Müdürlüğü yönünden reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ.Polat tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, davalılardan DSİ'nin asıl işveren olduğunu, maaşlarının geç ve eksik ödenmesi nedeni ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına şikayeti nedeni ile iş akdinin haksız ve kötü niyetli olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, kötü niyet tazminatı isteklerinin hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı DSİ, ihale makamı kendileri ise de işçi haklarının ödenmesi ve sair konuların yükleniciye ait olduğunu, kendisine husumet düşmediğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı Şafak Ltd. Şti. ile DSİ arasında emir ve talimatları altında çalışan çalıştıran ilişkisi olmadığı, DSİ'nin davalı sıfatı bulunmadığı kanaati ile DSİ yönünden davanın husumet nedeni ile reddine, diğer davalı yönünden kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı DSİ Genel Müdürlüğü ile diğer davalı arasında asıl- alt işverene ilişkisi olup olmadığı, DSİ Genel Müdürlüğünün asıl işveren olarak sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesinde işveren, bir iş sözleşmesine dayanarak işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yada tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak açıklanmıştır. O halde asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilmesi için ilk olarak mal veya hizmetin üretildiği bir işyeri olan işverenin varlığı gerekir. Bundan başka işverene ait işyerinde iş alan ikinci bir işverenin varlığı gerekir ki, asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilsin. Alt işverenin başlangıçta bir işyerinin olması şart değildir. Alt işveren, işveren sıfatını ilk defa asıl işverenden aldığı iş ve bu işin görüldüğü işyeri itibarıyla kazanmış da olabilir.
Alt işveren, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise, asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımdan yola çıkıldığında asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları, iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılmasıdır.
Somut olayda, davalı Şafak Temizlik Ltd.Şt. diğer davalı DSİ Genel Müdürlüğüne bağlı 26. Bölge Müdürlüğü tesislerinin genel temizliğinin yapılması hususunda hizmet alımı sözleşmesi ile iş almıştır. Davacı işçinin münhasıran davalı Şafak Temizlik Ltd. Şt.'nin iş aldığı DSİ Bölge Müdürlüğü tesislerinde temizlik işçisi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davalılar arasındaki hizmet alımına ilişkin sözleşmenin konusu, kapsamı dikkate alındığında taraflar arasında asıl-alt işverene ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda DSİ Genel Müdürlüğü'nün asıl işveren olarak işçilik alacaklarından sorumlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde bu davalıya karşı davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy