(4857 S. K. m. 19, 21) (1086 S. K. m. 83, 88)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek öncelikle feshin geçersizliğine ve işe iadesine, olmadığı takdirde harcırah ve kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı bankanın Antalya Şubesinde Grup Yöneticisi iken, istifaya zorlanmak için Hakkari şubesine nakledildiğini, eşinin Antalya'da kamu kurumunda çalışması nedeni ile tekrar tayin istediğini ve Hakkari'den Finike Turunçova şubesine tayin edildiğini, bu tayin nedeni ile üzüldüğünü, bunalıma girdiğini, Hakkari'ye tayini kabul ettiğini, ancak harcırahının ödenmediğini, burada iken işverenin 30 yılını dolduran ve emekliliğini dolduranların iş sözleşmelerinin feshedilmesi kararını aldığını, tebliğin yapıldığını, ancak mağdur olmamak için emekliliğini istediğini, emeklilikle ilgili işveren kararının iptal edildiğini, tekrar işe alınması için 24.07.2006 tarihinde işverene başvurduğunu, ancak kabul edilmediğini, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini iddia eden davacı öncelikle feshin geçersizliğine ve işe iadesine, olmadığı takdirde ise kötüniyet tazminatı ve harcırah alacağının tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında da istemini harcı tamamlayarak ıslah sureti ile sadece kötüniyet tazminatı ve harcırah alacağının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Mahkemece, feshin geçersizliği isteminin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca fesih bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde açılması gerektiği, 22.11.2005 tarihli fesih tarihine göre 25.09.2006 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı, davacının davasının ıslah edeceğini belirtmesine rağmen, verilen 15 günlük sürede ıslah dilekçesini vermediği, bu süre geçtikten sonra ıslah ettiği, davasını süresinde ıslah etmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Her şeyden önce öncelikle feshin geçersizliği ve işe iade olmadığı takdirde, kötüniyet tazminatı ve harcırah alacağı istemleri nedeni ile açılan dava terditli bir davadır. Bu nedenle yargılama sırasında süre verilerek ıslah sureti ile terditli istemlerden sadece kötüniyet tazminatı ve harcırah isteminin istenmesi, ıslah işlemi anlamına gelmez. Zira ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesidir.
Burada yapılan usul işleminin düzeltilmesi sözkonusu değildir. Terditli taleplerden sadece birinin yargılama sırasında istenmesi ıslah olarak değerlendirilmemelidir. Mahkemece davacının terditli isteği ile ilgili, yazılı şekilde süresinde ıslah etmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
Ayrıca, HUMK.'un 88. maddesi uyarınca sözlü olarak davasını ıslah ettiğini bildiren davacının, yeni dilekçesini 3 gün içerisinde vermesi gerekir. Bu süre içinde ıslah edilmiş şekli ile dava dilekçesi verilmediği takdirde davanın iptaline karar verilmesi gerekir. Kabule göre davanın iptali yerine, reddi hatalıdır. Diğer taraftan, davacı vekili 17.04.2007 tarihli celsede davasını ıslah edeceğini beyan etmiş, mahkemece 15 gün süre verilmiştir. Bu oturumda hangi yönde ıslah edileceği ve hangi talepte bulunulacağı belirtilmediği için, usulüne uygun bir ıslah isteminden de sözedilemez.
Somut uyuşmazlıkta HUMK.'un 83 ve devamı maddelerinde düzenlenen anlamda bir ıslah işlemi yoktur. Davacı vekilinin yargılama sırasında harç ikmali ile ıslah işlemi olarak yaptığı işlem, terditli isteklerden kötüniyet tazminatı ve harcırah alacağının harç tamamlanarak istenmesinden ibarettir. Anılan terditli istek yönünden işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy